tüm özümün varlıkla hiçlik arasında titreyip durduğu, geçmişin şimşek misali geleceğin karanlık uçurumunda parladığı ve çevremde her şeyin yittiği, dünyanın benimle birlikte yok olduğu bu korkunç anda niçin utanmalıyım?
akşam, gün doğuşunu izlemeyi tasarlıyorum ve sabah yataktan kalkmıyorum; gün boyunca ay ışığını bekliyorum, sonra da akşam, odamdan çıkamıyorum. ne uğruna uyandığımı, ne uğruna uykuya yattığımı bilmiyorum. yaşamımı bir zamanlar devindiren maya yok artık; derin gecelerde beni uyanık tutan, sabahları beni uykudan uyandıran o uyarıcı çekicilik yitip gitti.
güzel günlerin bu denli az ve kötü günlerin bu denli çok olmasından yakınıyoruz. Tanrı'nın her gün bağışladığı sevinçlerin tadını çıkarabilmek için her zaman açık bir yüreğimiz olsaydı, kötülüklere dayanabilme gücünü de bulurduk.