Yolculuk 2
"Şu yelkenli olan tabloya bakıyorum. Hafta sonunda baktığım zamanlar aklıma geliyor. O an düşündüklerimin doğallığı ve çıplak gözle gördüğüm gerçekliği. Yarın, öbür günde böyle görürüm lan bu tabloyu diyordum.
Şimdi baktım cansız ölü harabe savaş geçirmiş yıkık apartman dairesindeki tablo gibi ölü geliyor gözüme. Hayatı netleştirdi ama yokluğunda güzel tablolar keyif vermez derinliğini yitirir oldu.
Baktığımda ışıkları yanan denizi, hırpalanan ay ışığını istediğim yere vurdurduğum anlar büyük çöküş yaratıyor bu aciz anımda.
Keyif aldığım güzelliklerin basitliği cansız bünyesi kaldı geriye çok garip hisler.
Yolculuk bitse de onsuz yolculuk devam ediyor, bu da bir imtihan."
Viski Atölyem

ben ..
ben üzerime Başka değil,
kendi olanımi giydim..
bu yüzdendir. .
bazen çıplak sanmaniz ,
bazen hor gözle bakmaniz,
siz bakarken başka aldandiniz. .
ben kendimde kaldım. .
böyle başladı ben 'de yolculuğum. .f.a.t.

Çağrı Önal, bir alıntı ekledi.
13 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

"Çıplak iki beden, eğer bir Yunan heykelinde vücut bulmuşsa sanat, romantik çağın ressamı Goya'nın tuvalinde estetik; bir genelev döşeğinde et; aşkla şekillenmiş birlikteliklerin koynunda ise kutsaldır."

Filozoflardan Seksi Şeyler, Emine Supçin (Sayfa 26 - Destek Yayınları)Filozoflardan Seksi Şeyler, Emine Supçin (Sayfa 26 - Destek Yayınları)

Bir Yalnızlık Denemesi
Haylice geçmişti zaman aydınlığın üzerinden. Güneş karanlığa teslim ederken şehrin tüm sokaklarını ve eskimiş çatılı evlerini ve köşe başında çiçekleri solmuş çiçekçiyi, kaldırımlara bırakılmış müsvedde hatıraları alıp götüren rüzgar habercisiydi gece yalnızlığında soğuk soğuk esecek olan poyrazın.

Aklında cevap bekleyen onca sual varken karşısında duran sandalyeye takılan gözleri, boşluğu doldurmak ister gibi dalıp gitmişti zamanın derinlerde bir anına. Hangi sahilin gümüş renkli kumlarında çıplak ayakları ile yürüyordu denizin kokusunu içine çekerken meçhul.

Bir iç çekişi kadar nefeslere sakladığı deniz tutkusu gün geçtikçe bir hasrete bir iç çekişine dönüşüyordu. Ağzında gevelenen sözcükler anlamlı bir cümle kurmaya yetmiyordu sanki anlatmak istediği yalnızlığı olunca.
Nereye kayboluyordu zihninde öylece duran ve gün yüzü görmemiş kendi manasında sesizce bekleyen cümleler. Anlayamadığı değildi aslında, anlatamadığı bir gerçeklikti ruhunu esir almış ve kudretini ilan etmiş yalnızlık.

Soğumuş çayından bir yudum daha almak için elini uzatmış ve istmese de dudaklarında eskimiş bir acı hatıra tadı bırakan bardağı bırakmıştı masanın üzerine. Sanki bir şey söylemesini bekler gibi bakmıştı bardağın üzerine düşmüş gölgelere. Acı olan soğumuş çay mıydı yoksa yokluğun tadına aşina dimağı, çayın da demini almaz mı olmuş tu? Düşünmüştü yine kendi kendine...

Caddenin gürültüsünü dinlemeye çalışmıştı rüzgar şiddetini artırmışken ve pencereleri döverken soluğu. Yabancı olmayan ne kalmıştı onun için, sürüklenip gider gibi yaşadığı hayatın içinde. Payına şiir içinde mecaza boyanmış bir hayal dünyası bir de eskimiş zaman kokan kitaplar düşmüştü.

Varlık kaygısına düşmüş madde bağımlılarının içinde o yokluğunun derdindeydi. Sessizlestikce bakışları, ruhunun bilinmezliğinde yürüyüşlere çıkıyor çoğu zaman kimsesiz sokaklarında kayboluyordu.

Her şarkıda ve boğazı düğümlenmiş türküde yalnızlığı arar olmuştu artık. Vefasını mı seviyordu yoksa yalansizligini mi bilmiyordu...

Ve söylenmemiş şiirlerin isyanı mühür vurmuşken yüreğine müsveddelerde kalmış kaderin satırlarından çaldığı bölük pörçük manalardı "yalnızlık" diye gecenin sukutuna yazdığı...

fatma aydoğdu, bir alıntı ekledi.
15 saat önce · Kitabı okuyor

Eğitim konusunda Sparta oldukça eşitlikçi bir görünüm çizer. Kız ve erkek çocuklar arasında eğitim açısından herhangi bir fark gözetilmez. Kızların eğitimi de esasta bedensel ağırlıklıdır ve onlar da diğerleri gibi, çıplak ya da yarı çıplak sert bir eğitim sürecine tabi tutulurlardı. Ancak kuşkusuz, burada gözetilen amaçlar bakımından bir farklılık olduğu da gözden kaçırılmamalı. Kız çocuklarının eğitiminin asıl amacı, Sparta'ya layık gürbüz erkek çocuklar doğurabilmeleri için bedenlerinin güçlendirilmesidir.

Sokrates'ten Jakobenlere Batı'da Siyasal Düşünceler, Mehmet Ali AğaoğullarıSokrates'ten Jakobenlere Batı'da Siyasal Düşünceler, Mehmet Ali Ağaoğulları
vaveylali, bir alıntı ekledi.
16 saat önce

"Büyük bir çatışma çıkmıştı kentte.Biz,insanlar, çiçekler, karıncalar, kuşlar, balıklar ve yıldızlar öldürülmesin diye sokaklara renk renk yazılar yazıyor,duvarlara afişler asıyorduk."

Çıplak Ayaklıydı Gece, Ahmet ÜmitÇıplak Ayaklıydı Gece, Ahmet Ümit
Rukiye, bir alıntı ekledi.
18 saat önce · Kitabı okuyor

Bir gün, Güzellik ve Çirkinlik deniz kıyısında karşılaştılar. Biri, öbürüne "Haydi yıkanalım," dedi. Soyunup suya daldılar. Biraz sonra, Çirkinlik kıyıya çıkıp Güzelliğin giysilerini giydi ve yoluna devam etti. Güzellik de sudan çıktı. Giysilerini bulamayınca, çıplak kalmaktan da çok utandığı için, Çirkinliğin giysilerine büründü. Sonra kendi yoluna gitti. İşte, o gün bugündür, erkekler ve kadınlar Güzellikle Çirkinliği birbirine karıştırdılar. Ancak, kimi insanlar, ona ait olmayan giysilerine rağmen Güzelliğin yüzünü gördüler ve onu tanıdılar. Kimi insanlar da tanırlar Çirkinliğin yüzünü; giysiler onu gözlerinden saklayamaz.

Gezgin, Halil CibranGezgin, Halil Cibran

Bulut mu Olsam

Denizin üstünde ala bulut
yüzünde gümüş gemi
içinde sarı balık
dibinde mavi yosun
kıyıda bir çıplak adam
durmuş düşünür.

Bulut mu olsam,gemi mi yoksa? Balık mı olsam,yosun mu yoksa?.. Ne o,ne o, ne o.
Deniz olunmalı,oğlum,bulutuyla, gemisiyle,balığıyla,yosunuyla
NAZIM HİKMET

Khal_, bir alıntı ekledi.
19 saat önce · Kitabı okuyor

Bacaklarımı zorla birbirinden ayırıp kendini iterek
sertçe içime girdi. İçimi doldurarak ona uyum sağlamanı
için beni çekiştirdiğinde bir çığlık attım. Bedenim bamı
dokunduğu anda tepki vermiş olduğu için canım yanmadı.
Üzerime uzanırken, "Aman Tanrım, ne kadar ıslaksın,"
dedi. Kalın takımı çıplak tenime sürtünüyordu. Soğuk
düğmeleri sırtıma batıyordu. "Bundan hoşlanıyorsun,
değil mi?"
Birkaç kez sertçe gelip gitti içimde. Bağırmamak için
alt dudağımı ısırıyordum. Ama sessizliğim hoşuna gitmedi.
"

Gözlerindeki Canavar, J. M. Darhower (Sayfa 186)Gözlerindeki Canavar, J. M. Darhower (Sayfa 186)