Bu Memleket Bizim
"Dörtnala gelip Uzak Asya'dan Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket bizim. Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak ve ipek bir halıya benzeyen toprak, bu cehennem, bu cennet bizim. Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın, Yok edin insanın insana kulluğunu, bu dâvet bizim... Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür Ve bir orman gibi kardeşçesine, bu hasret bizim..."
Yasak Elma, Adem Havva, Çıplaklık, Cinsellik
“Ve kadın ağacın meyvelerinin yenmeye değer olduğunu gördü, göze hoş göründüğünü gördü ve bilgilenmek için bu ağacın arzulanması gerektiğini anladı ve meyveyi kopardı ve yedi; kendisiyle birlikte kocasına da verdi ve o da yedi. İkisinin de gözleri açıldı ve çıplak olduklarını gördüler ve incir yapraklarını birbirine ekleyip önlerine örtü yaptılar... Ve yüce Tanrı erkeği çağırdı ve ona şöyle dedi: “Nerdesin?” Ve erkek de dedi ki “Sesini bahçeden duydum ve korktum; çünkü çıplaktım ve saklandım.”.… Ve kadına da şöyle dedi Tanrı: “Senin acılarını ve doğurganlığını arttıracağım; çocuklarını acı içinde dünyaya getireceksin, arzuların kocana yönelecek ve seni o yönetecek.”
Sayfa 47 - Metis yayıncılıkKitabı okuyor
Reklam
Dar ağacı
Şu dar odanın katı yalnızlığında Ve her şeyin çıplaklığında, Durup bir pencereyi deniyorum, Gizliliğin dışına çıkıyorum, Araçların, İnsanların, Şehrin ve meydanların ve kalabalığın ve
Ağlamakla yağmur arası ince çizgi görenler, Kör olmaktan büyük mutluluk var mıdır bu dönemde? Seni bir sonbahar ağacı gibi çıplak ve saf gören ben Zehrin de olurum, zevkin de, kölen de...
Canfeza
Canfeza
Kış sessizce yaşandı cemiyetimizde kimse farkına varmadı baharın geldiğinin yaşanmamış mıydı yoksa bir sanrıdan mı ibaretti ağaçların çıplak dalları üzerimizde eriyen buz kütleleri
Hem unutmayın, çıplak ayaklarınızı hissetmek haz verir toprağa ve rüzgârlar saçlarınızla oynamak özlemindedir.
Reklam
"Kent kapısında ve ocağınızın başında, secdeye varıp kendi özgürlüğünüze tapındığınızı gördüm. Tıpkı kendilerini katleden tiranın önünde eğilip, ona övgüler düzen köleler gibi. Evet, aranızda en özgür olanların tapınağın korusunda ve kalenin gölgesinde özgürlüklerini birer boyunduruk ve kelepçe gibi taşıdığını gördüm. Yüreğim kanadı; çünkü özgürlük peşinde koşma arzusu bile sizin için bir dizgin halini aldığında ve özgürlükten bir amaç, gerçekleşmiş bir şey olarak söz etmeyi bıraktığınızda özgür olabilirsiniz ancak. Günleriniz dertsiz, geceleriniz eksiksiz ve hüzünsüz olduğu zaman değil. Tam tersine, bütün bunlar yaşamınızı kuşatmışken, çıplak ve tüm bağlardan kurtulmuş olarak hepsinin üzerine yükseldiğiniz zaman özgürsünüz gerçekten."
Sayfa 26
"Yasa koymaktan haz alıyorsunuz. Ama onları çiğnemekten aldığınız haz daha fazla. Okyanus kıyısında oynayan, durmaksızın kumdan kuleler yapıp, sonra da kahkahalar atarak onları yıkan çocuklar gibi. Fakat sizler kumdan kulelerinizi yaparken okyanus kıyıya daha fazla kum taşıyor ve siz kuleleri yıkarken okyanus da sizlerle birlikte gülüyor.
Sayfa 24
İnsan belleği bir bataklık gibi. Yıllar önce karanlık diplerin emdiği hatırları, günü geliyor güneşe tutuyor, adeta kusuyor. Ve mazi, çıplak ayakla istikbale yürürken derinizi dalayan ısırgan otlarını andırıyor.
Sayfa 21 - Kapı YayınlarıKitabı okuyor
Tebessüm ve gözyaşı. Kederli bir tebessüme eşlik eden gözyaşı. Hayatın oyunlarına, çaresizliklerine, hiç hesapta olmayan tuzaklarına başkaldıran birkaç damla gözyaşı. Utanmak? Hayır, artık Baz'ın utanacak hiçbir şeyi yok. Biliyor, çıktığı yolun dönüşü yok. Ölüm yolculuğudur bu, derin ölüm vadisine gidiyor. Hayata dair her şey geride kalmış, öğrencilik yılları, yaşadığı mutlu günler, sabahlara kadar seviştiği geceler, çıplak bedenlere dokunduğu o haz dolu saatler, cinayet işlemenin verdiği şehvet anları, kin ve nefret, hırs ve öç alma duyguları, düşmanlığın hiçbir şeyle ölçülemeyen nefreti, kanla yıkanan zifiri karanlık uzun geceler, can çekişen insanların kulakları sağır eden çığlıkları, ruhunu teslim etmek üzere olan insanların gözlerinde beliren o yalvarma duygusu, kurşunlarla delik deşik olmuş insan bedenleri, dayanılmaz bir histeriyle her yeri yakma duygusu, ateşin insanı çeken yakıcı sıcaklığı, her şey geride kalmış, çaresiz, kimsesiz iki ömrün solmuş izleri artık. Bu- tün bunlar, şimdi zavallı duruma düşmüş iki hayatın geride kalmış anılarından başka bir şey değil. Her şey geride kalmış. Artık utanmak niye?
Sayfa 12 - İthakiKitabı okuyor
Reklam
"Ah!" Amelia iç çekerek başını çevirdi. Hafif bir esinti oldu ve Amelia'nın buklelerinden birini omzunun ensesiyle birleştiği o hassas, çıplak tene doğru salladı. Amelia soğuktan değil, histen dolayı ürperdi. Ware bu tepkiyi fark etmişti; onunla ilgili her şeyi fark ettiği gibi. Küçük detayları daha sonra kullanmak için listeliyordu. Amelia tensel hisleri güçlü biriydi. Ware bunu takdir ediyordu ve sömürmemek için dikkatli davranıyor, bu yönünü benimsemeyi öğretmek için onun kendisine ait olacağı günü sabırla bekliyordu. Sadece kendisine ait olacağı günü. Ama şimdi düşünmesi gereken çok şey vardı.
Ortada kapı açılır, boşluk alanı. Sen var olmadığında, bütün dünya yok olur, çünkü dünya sana dayanır. Etrafında yarattığın dünyanın tamamı sana tutunur. Sen yoksan, bütün dünya kaybolur. Varoluş var olmayı bıraktığından değil, hayır. Dünya yok olur ve varoluş ortaya çıkar. Dünya zihnin eseridir; varoluş hakikattir. Bu ev orada olacak, ama o zaman bu ev senin olmayacak. Çiçek orada olacak ama çiçek isimsiz olacak. Ne güzel ne de çirkin olacak. Orada olacak ama zihninde hiçbir kavram oluşmayacak. Kavramsal çerçeve tamamen yok olur. Varoluş, yalın, çıplak, masum; saf, ayna benzeri varlıksallığıyla orada kalır. Bütün kavramlar, bütün imgelemler boşluk alanında yok olur.
İtten aç, Yılandan çıplak, Vurgun ve bela Gelip durmuşsam kapına Var mı ki doymazlığım İlle de ille Sevmelerim Sevmelerim gibisi Oturmuş yazıcılar Fermanım yazar N’olur gel Ay karanlık
Ahmed Arif
Ahmed Arif
Burası bir sokaktır delikanlı. İnsanlar sokakta yaşamazlar, sadece alışveriş yapar, hızla geçip tekrar evlerine dönerler. İnsanlar sokağa giyinmiş olarak çıkarlar ama giysilerinin altında onların nasıl olduğunu bilemeyiz. İnsan kendi evinde, dört duvar arasında çıplak oturur. Onların evlerinde nasıl yaşadıklarından senin haberin yok.
1.500 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.