Machiavelli baba yine döktürmüş
Puan vermedi·120 syf.··
2026 7. kitabı
Machiavelli bu kitapta sadece bir hükümdarın nasıl olması gerektiğini değil, insan doğasını da en gerçek ve çıplak şekilde anlatmış. Bu kitabı muhtemelen hayatınızda entelektüel olarak geliştiğiniz her seviyede tekrar tekrar okumanız gerekir. Ve her okunduğunda başka bir katmanın farkına varılır. Aramızda yarım asırdan fazla var ama sanki kitabı dün yazıp bitirmiş gibi, inanılmaz. Ayrıca Türk'lerle ilgili yaptığı yorumlarda esktra dikkat kesildim. Avrupa kendi cenderesinde boğulurken dönemin Osmanlısı ne kadar vakur, güçlü ve gizemli görünüyormuş dışardan... Konstantinapol imparatoru Yunanistan savaşında Türk'lerden yardım istemesi ve savaşı Türk'ler sayesinde kazanınca o bölgeye çökmemize de ayrı koptum. Tarihe bu şekilde tanıklık etmek çok eğlenceliydi. Kendi tarihimizi dış gözlerden okumak hep daha ilgi çekici gelmiştir. Kısacık bir kitap ama uzun bir yolculuktu. Mutlaka okuyun.
HükümdarNiccolo Machiavelli · Zeplin Kitap · 202020,3bin okunma
Puanım: 10 / 10 (Mart okumasının geç kalınmış incelemesidir)
10/10
·180 syf.··
2026 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2026 00:00
"Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu." Edebiyat tarihinin en büyük, en zamansız dehalarından birinin o meşhur zirvesine nihayet çıktım. Hamlet, sadece bir intikam ya da saray entrikası hikayesi değil; kelimenin tam anlamıyla insan zihninin, kararsızlığın ve varoluşun o en derin, en "Shakespearevari" aynası. Danimarka Prensi Hamlet’in, babasının hayaletinden öğrendiği o korkunç cinayetin ardından düştüğü o zihinsel dehlizleri okumak müthiş bir deneyimdi. Adamın o eyleme geçemeyişi, delilikle dahilik arasındaki o ince çizgide yürüyüşü, kendi zihniyle yaptığı o devasa felsefi kavgalar o kadar çiğ ve gerçek ki... Yüzyıllar önce yazılmış o tiratların, bugün bile insanın içindeki o en karanlık şüpheleri bu kadar net yakalayabilmesi gerçekten büyüleyici. Shakespeare’in o her cümlesi şiir gibi akan, metaforlarla dolu dili insanı hiç boğmuyor; aksine o tekinsiz, melankolik saray atmosferinin içine tamamen hapsediyor. Ophelia’nın hüznü, Claudius’un vicdan azabı, Hamlet’in o her kelimesi zeka fışkıran alaycılığı derken sayfalar su gibi akıp gidiyor. Klasiklerin o göz korkutan mesafeli havasından çok uzak, insan ruhunun en dürüst ve en çıplak halini izlediğimiz bir başyapıt. Dönüp dönüp tekrar okunacak, her okumada bambaşka bir cümlesiyle sarsacak cinsten. Puanım: 10 / 10
1000Kitap
HamletWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202358,4bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Daha kaç kişi gelecek?
10/10
·299 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 09:57
Kitabın en vurucu, en ağır darbesi ve belki de en önemli noktası bu kısacık soru cümlesi: "Daha kaç kişi gelecek?" Sahaflardan satın aldığım, üzerinde yılların ve defalarca okunmuş olmanın izlerini taşıyan Kurtlarla Dans, uzun zamandır okuma listemde bekliyordu. Öncesinde onu yalnızca Kevin Costner'ın meşhur film uyarlamasının romanı olarak biliyordum. Ancak kitabı bitirdiğimde şunu fark ettim ki: Kurtlarla Dans, çocukluğumuzda kovboy filmleriyle şekillenen ve Kızılderilileri çoğu zaman saldıran taraf olarak görmeye alıştığımız bakış açısının, tarihsel gerçeklerle tanıştıkça geçirdiği dönüşümün edebiyattaki karşılığıdır. Romanın merkezinde İç Savaş sonrası sınır karakoluna gönderilen Teğmen John Dunbar bulunuyor. Ancak kitap ilerledikçe Dunbar'ın hikâyesi kadar, hatta belki de daha fazla, Comanchelerin hikâyesini okumaya başlıyoruz. Michael Blake'in en büyük başarısı da burada yatıyor. Yerlileri ne romantik masal kahramanları ne de eski filmlerdeki gibi vahşi düşmanlar olarak gösteriyor. Onları yalnızca insan olarak gösteriyor. Bugün yaşayan biri için kitapta anlatılan dünya neredeyse fantastik gelebilir. Uçsuz bucaksız bufalo sürüleri, her yerde görülen kurtlar, geyikler ve av hayvanları... Tıpkı Red Dead Redemption 2 oynarken Arthur Morgan ile Valentine'dan Saint Denis'e doğru yol alırken olduğu gibi, roman boyunca günümüz dünyasında görmeye alışık olmadığımız sayısız hayvanla karşılaşıyoruz. Bugün bize neredeyse fantastik gelen bu manzara, aslında Kuzey Amerika'nın bir zamanlar sahip olduğu doğal zenginliğin son dönemleridir. Avrupa'nın çoktan kaybettiği bir dünya burada hâlâ yaşamaktadır. Bu yüzdendir ki romandaki av sahneleri yalnızca av sahnesi değildir. Bufalo, Comancheler için yiyecektir. Giysidir. Barınaktır. Hatta hayatın kendisidir. Beyaz
Edebiyat
Kurtlarla DansMichael Blake · Altın Kitaplar · 199187 okunma
Puan vermedi·168 syf.··
Beğendi
·
2026 94. kitabı
İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Japonya’da, savaşın o büyük yıkımını ve toplumun yaşadığı derin kimlik krizini anlatan bir edebi hareket doğdu: Burayha. Geleneklere, katı kurallara başkaldıran ve kelime anlamı bir nevi 'çöküş' olan bir yazar topluluğu... İşte o kutsal ilan edilen sahte değerlerin büyük enkazından geriye bu topluluğun o melankolik aydınları kaldı. Ango Sakaguçi de o yıkımın tam ortasında, her türlü dayatmanın tamamen uzağında duran bir isim. İnsanın sahteliklerden sıyrılıp kendi çıplak gerçeğiyle, o kaçınılmaz düşüşüyle yüzleşmesi gerektiğini savunan o ödünsüz ruhun ta kendisi. Bu tavizsiz ve net duruş, öykülerinin o tekinsiz dehlizlerinden denemelerinin her bir satırına kadar kendini açıkça hissettiriyor. Tam da bu noktada, Çevirmen Kuzey Baykal’ın kaleme aldığı o kıymetli ön sözü okurken yazarın bu tavizsiz ruhunu daha da derinden hissediyoruz. Eser, aslında çok önceden bambaşka bir yayınevinin mutfağında demleniyormuş. Fakat Baykal, kendi yayınevlerini yani Ayabakan Yayınları'nı kurunca bu edebi mücevheri kendi bünyelerinde parlatmak istemiş. İyi ki de öyle yapmış; zira bu sakınılan özen kitabın her satırında kendini hissettiriyor. Biz Uzak Doğu kültürünü dışarıdan hep katı geleneklere bağlılık, uysal bir adanmışlık ve mutlak bir itaatkarlık üzerinden okuruz. Bizdeki 'kader' algısının onlardaki o trajik, onurlu karşılığı olan Harakiri gibi. Ancak Sakaguçi, bu dışsal şekilciliğin ardındaki o muazzam toplumsal sıkışmışlığı deşifre ediyor. Bize gösterdiği şey çok net aslında; şekilciliğe değil, öze bağlı kalındığı müddetçe ne bir kültür yozlaşabilir ne de insanın öz benliği kaybolur. Çünkü Japon toplumunun o insanı mengene gibi sıkan yapısı; bireyi yapmak istedikleri ile geleneklerin ondan mutlak olarak beklediği 'yapması gerekenler' arasında dehşet
Çöküş ÜzerineAngo Sakaguçi · Ayabakan Yayınları · 20262 okunma
Puan vermedi·126 syf.··
2026 21. kitabı
Lotte’ye duyduğu o imkansız, her zerreye yayılan tutkulu aşkın içinde adım adım eriyen genç bir adamın, kalbini ve zihnini dünyaya tamamen kapatıp sadece o sızıyla yaşamasının sarsıcı hikayesi. Werther’in doğaya, sanata ve aşka olan o uçsuz bucaksız hayranlığının, toplumsal kalıpların ve gerçekliğin duvarına çarparak nasıl devasa bir melankoliye ve yıkıma dönüştüğünü adeta onunla birlikte acı çekerek okuyorsunuz. Goethe, insan ruhunun o en kırılgan, en uç sınırındaki duygusal yoğunluğu mektuplar aracılığıyla o kadar çıplak ve lirik bir dille aktarıyor ki, rasyonel dünyanın mantığı o fırtınanın karşısında tamamen hükmünü yitiyor. Son sayfayı kapattığınızda, kalbiyle yaşayanların bu dünyaya tutunmasının ne kadar zor, o teslimiyetin ve trajik sonun ise ne kadar kaçınılmaz olduğunu göğsünüzü sıkıştıran bir hüzünle hissediyorsunuz.
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024149,9bin okunma
Puan vermedi·140 syf.··
2026 18. kitabı
O daracık odasına, kendi inşa ettiği o zihinsel zindana sıkışmış isimsiz bir adamın, modern dünyanın tüm sahte iyimserliğine ve mantığına karşı açtığı o öfkeli ve acımasız savaş. İnsanın her zaman kendi çıkarına göre hareket eden rasyonel bir varlık olmadığını, aksine sırf kendi iradesini kanıtlamak için yıkımı ve acıyı bile isteyebileceğini o kadar çıplak bir dille yüzümüze vuruyor ki sarsılmamak elde değil. Kendi zayıflıklarıyla, kibriyle ve aşağılık kompleksiyle bu denli dürüstçe, vahşice yüzleşen bir karakteri okurken aslında insan doğasının o en karanlık, en dipteki dehlizlerinde fenerle dolaşıyor gibi hissediyorsunuz; bitirdiğinizde ise o yeraltından yükselen sesin, içinizdeki pek çok gizli düşüncenin yankısı olduğunu fark ediyorsunuz.
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,3bin okunma