Beyaz bir Amerikan askerinin kızılderililer ile olan macerasını anlatan, sürükleyici bir eser. Amerika'nın keşfi ve ilk kolonilerden sonra, bugün üzerinden epey zaman geçtiği için Amerikalı deyince aklımıza Kızılderililer gelmez. Ama bence, gerçek Amerikanlar aslında onlardır.
Yerel halk üzerinde 'beyaz adam' diye bir kavram oluşturdular. Yoksa bir Afrikalı, bir Asyalı, bir Aborjin ya da bir Kızılderili için farklı bir kavim ile tanışmak sadece çeşitlilik olarak kalacaktı. Fakat yaptıkları zulümlerle zihinlerden çıkmayan 'beyaz adamlar' dünyada, çıkarları için kana bulamadıkları tek bir coğrafya bırakmadılar.
Sömürge zihniyetini dünyada her kıtaya uygulayan Batılı devletlerin 72 milyon kızılderiliyi katlettiği söyleniyor. Bugün vatan diye üzerinde yaşadıkları toprakları katliamla elde eden insancıklar, dünya ile alay eder gibi 'insan hakları, demokrasi' gibi kavramların savunucusu rolünü oynuyor. Hoş, bu kavramları bile yeni sömürgelerinin bahanesi olarak kullanıyorlar.
İşte bu kitapta, o ilk kolonilerin kurulduğu zamanlara gidiyorsunuz.
Dünyanın ne hale geleceğini bildiğiniz bir dönemden bu kitabı okuduğunuz için içiniz daha da bir acıyor.
Filmini izlemediyseniz ve izlemeyi düşünüyorsanız önce kitabı okumanızı tavsiye ederim nacizane...
Kurtlarla DansMichael Blake · Altın Kitaplar · 199187 okunma
Kitabın en vurucu, en ağır darbesi ve belki de en önemli noktası bu kısacık soru cümlesi:
"Daha kaç kişi gelecek?"
Sahaflardan satın aldığım, üzerinde yılların ve defalarca okunmuş olmanın izlerini taşıyan Kurtlarla Dans, uzun zamandır okuma listemde bekliyordu. Öncesinde onu yalnızca Kevin Costner'ın meşhur film uyarlamasının romanı olarak biliyordum. Ancak kitabı bitirdiğimde şunu fark ettim ki:
Kurtlarla Dans, çocukluğumuzda kovboy filmleriyle şekillenen ve Kızılderilileri çoğu zaman saldıran taraf olarak görmeye alıştığımız bakış açısının, tarihsel gerçeklerle tanıştıkça geçirdiği dönüşümün edebiyattaki karşılığıdır.
Romanın merkezinde İç Savaş sonrası sınır karakoluna gönderilen Teğmen John Dunbar bulunuyor. Ancak kitap ilerledikçe Dunbar'ın hikâyesi kadar, hatta belki de daha fazla, Comanchelerin hikâyesini okumaya başlıyoruz. Michael Blake'in en büyük başarısı da burada yatıyor. Yerlileri ne romantik masal kahramanları ne de eski filmlerdeki gibi vahşi düşmanlar olarak gösteriyor. Onları yalnızca insan olarak gösteriyor.
Bugün yaşayan biri için kitapta anlatılan dünya neredeyse fantastik gelebilir. Uçsuz bucaksız bufalo sürüleri, her yerde görülen kurtlar, geyikler ve av hayvanları...
Tıpkı Red Dead Redemption 2 oynarken Arthur Morgan ile Valentine'dan Saint Denis'e doğru yol alırken olduğu gibi, roman boyunca günümüz dünyasında görmeye alışık olmadığımız sayısız hayvanla karşılaşıyoruz. Bugün bize neredeyse fantastik gelen bu manzara, aslında Kuzey Amerika'nın bir zamanlar sahip olduğu doğal zenginliğin son dönemleridir. Avrupa'nın çoktan kaybettiği bir dünya burada hâlâ yaşamaktadır.
Bu yüzdendir ki romandaki av sahneleri yalnızca av sahnesi değildir.
Bufalo, Comancheler için yiyecektir.
Giysidir.
Barınaktır.
Hatta hayatın kendisidir.
Beyaz
kitaptan uyarlanarak çekilen aynı isimli film yedi oscar ödülü kazanmıştır. size tavsiyem türkçe çevirisini okumamanızdır. iyi ingilizceniz varsa orijinalini temin edin. filmi 4 saat olup çok güzeldir.
İlk olarak kitabını okuduğum sonrasında ise filmini izlediğim iki müthiş eser. Kesinlikle okunması gereken kitaplar ve izlenilmesi gereken filmler arasındadır.
Kurtlarla DansMichael Blake · Altın Kitaplar · 199187 okunma
Kitap Amerikalı bir teğmenin kızılderililer arasına karışmasını ve onlarla beraber yaşamasını konu ediniyor.Filme de çekilmiş bir kitap ama beni nedense çok etkilemedi.Kızılderililerin yaşamı veya kızılderililere yapılan haksızlıklardan neredeyse hiç bahsetmiyor konu daha çok Amerikalı teğmen ve onun kızılderili sevgilisi etrafında dönüyor.
Kurtlarla DansMichael Blake · Altın Kitaplar · 199187 okunma
Roman, 1860 yıllarında, Amerikan İç Savaşı’nın hemen ardından geçer. O dönemde Amerika Birleşik Devletleri batıya doğru genişlemekte, “medeniyet” adı altında yerli halkların topraklarını işgal etmektedir. Bu tarihsel bağlam, romanın ana temasını şekillendirir: Batı’nın ilerleyişi, doğanın ve yerli kültürlerin yok oluşu.
Romanın büyük kısmı vahşi doğada, Dakota topraklarında geçer. Issız ovalar, nehirler, hayvanlar ve geniş gökyüzü, hem fiziksel hem de ruhsal bir yalnızlığın simgesidir.
Teğmen John J. Dunbar, Amerikan iç savaşında gösterdiği cesaretin ardından Batı sınırına, medeniyetten uzak bir karakola gitmeyi ister. Karakola vardığında yerin tamamen terk edilmiş olduğunu fark eder. Bu ıssız bölgede yalnız başına yaşamaya başlar; doğayla, hayvanlarla ve sessizlikle iç içe bir yaşam kurar.
Zamanla civarda yaşayan Comanche Kızılderilileri ile karşılaşır. Başlangıçta iki taraf da birbirine güvenmez, ama Dunbar onların kültürüne, yaşam tarzına ve doğaya saygı duyan bakış açılarına hayran olur. Yavaş yavaş dostluk gelişir, Dunbar onların dilini öğrenir ve kabileyle bütünleşir.
Kabile üyeleri Dunbar’a, sık sık dost olduğu kurtla arasındaki bağı fark ettikleri için “Kurtlarla Dans Eden” adını verir. Dunbar ayrıca kabilede, çocukken beyazlar tarafından alınmış ama yıllar sonra Kızılderili Comancheler tarafından büyütülmüş olan “ Sıkılı Yumruk” ile tanışır ve aralarında bir aşk doğar.
Ancak beyaz askerlerin bölgeye yeniden gelmesiyle Dunbar’ın yeni hayatı tehdit altına girer. Artık kendisini ne tamamen beyazların dünyasına ne de Kızılderililerin dünyasına ait hisseder. Kabileyle birlikte bölgeyi terk etmek zorunda kalır.
Karakolda yazdığı günlüğünü yok etmeye gittiğinde orda askerler ile karşılaşır ve ihanetten tutuklanır. Merkez karakola götürülürken kızılderili
Teğmen John Dunbar, İç Savaş sırasında yanlışlıkla Birlik birliklerini zafere götürdükten sonra kahraman olarak anılır. Batı sınırında bir mevki istiyor ama orayı terk edilmiş buluyor. Çok geçmeden yalnız olmadığını anlar ve "İki çorap" adını verdiği bir kurtla ve meraklı bir Siyu kabilesiyle tanışır. Dunbar kısa sürede kabileyle arkadaş olur ve Siyu kabilesi tarafından büyütülen beyaz bir kadınla tanışır. Yavaş yavaş bu yerli halkın saygısını kazanıyor ve onlar birbirlerinden öğreniyor ve birbirleriyle arkadaş oluyorlar.
Kurtlarla DansMichael Blake · Altın Kitaplar · 199187 okunma