İnsan mutluluğuna, bu bakış açısından bakıldığında, şöhret, kibrimizi ve gururumuzu besleyen bir iştah için, son derece leziz ve ender bulunan bir lokmadan başka bir şey değildir.
İnsanlar, kendi kısa ömrünün ya da içinde bulunduğu anın şartlarına hizmet edenleri takdir etmeye daha yatkındırlar. Ancak kendi ömrüne ya da içinde bulunduğu ana ait olanlar da onlarla birlikte yaşayıp ölürler.
Mevki, tamamıyla törel bir değerdir. Daha kesin konuşmak gerekirse bir danışıklı dövüştür, kullandığı metot tam anlamıyla yapmacıklıdır ve aslını isterseniz bir bütün olarak ele alındığında da bir komediden başka bir şey değildir.
Bir insanın gerçek ve temel varlığını, başkalarının görüşlerinde değil kendi derisinin altında aramak gerektiği ve dolayısıyla kendi sağlığımızın, karakterimizin, yeteneklerimizin, gelirimizin, eş ve çocuklarımızın, dostlarımızın ve evimizin oluşturduğu kişisel yaşamımızı belirleyen şartların mutluluğumuz açısından başka insanların keyfi yargılarından yüz kat daha önemli olduğu şeklindeki son derece basit gerçeğin ne kadar erken bilincine varırsak mutluluğumuza o denli büyük bir katkıda bulunmuş oluruz;