O bana böyle ruhunun bütün coşkusuyla bakarken, ben bu bakışların altında o kadar iradesiz kalıyorum ki her şeyi unutarak, hatta onların yanında, kendimi onun ayakları altına almak ve “Seninim, niçin korkuyorsun? İşte seninim…” demek için ölüyorum.
Acaba onun ruhunda, benim zerre kadar yerim var mı? Acaba onun ruhunda, onun benim ruhumdaki kadar bir yer sahibi olmak mümkün oldu mu? Ya, ey Allah’ım, o benim hayatıma, ruhuma tamamen, tamamen ve sonsuza kadar sahip olmuşken, ben onun ruhunda zerre kadar yer etmemişsem?
Ah, öyle bir şey yapmak istiyorum ki onlar da bütün dünya da şaşırıp kalsın. Öyle bir şey, öyle acı, öyle kanlı, öyle yırtıcı bir şey ki içinde çırpındığım bu acı ve iç sıkıntısının derecesini onlara göstersin de yansınlar, ağlamaktan harap olsunlar. Bir şey, bir şey, gaddar, zalim, vahşi bir şey… Yapabilsem… Ah yapabilsem…