Fransız sarayı o zaman Osmanlı sultanını, “dünyadaki en büyük hükümdar” olarak görmektedir. Kral François, Venedik elçisine, Avrupa devletlerinin bağımsızlığını güvence altına alan tek gücün Osmanlı padişahı olduğunu itiraf etmiştir.
Fatih, tahta çıktığında henüz memede olan kardeşi Ahmed’i “nizâm-i âlem” uğruna boğdurmuştur. Sonraları kanunnamesinde, sultan olanın kardeşlerini nizâm-i âlem için idam etmesinin “caiz” olduğunu ve ulemanın bunu “caiz” gördüğünü ilan etti.
Çandarlı, devlet elinde toplanan çok sayıda pencik oğlanlarından sultan kapısında yeni bir asker, yeniçeri yapma fikrini buldu.Oğlanlar, Bursa civarında Türk köylerine gönderildi ve Türkçeyi öğrenip İslamlaşmaları sağlandı. Sonra bunlar bir kışlada toplanıp sultanın emrinde bir “yoldaş” ordu, yeniçeri ordusunu oluşturdular.
Bapheus (Koyunhisar) savaşı Osman’a bir haneden kurucusu karizmasını kazandırmış, kendisinden sonra oğlu Orhan itirazsız beylik tahtına geçmiştir. Biz 27 Temmuz 1302 tarihini Osmanlı hanedanının, dolayısıyla Osmanlı Devleti’nin kesin kuruluş tarihi olarak kabul edebiliriz.