Türk tarihinin dönüm noktası Halil İnalcığ’ın Osmanlı’nın en ihtişamlı dönemini anlattığı; beylikten devlete, devletten imparatorluğa yükselişin padişahların adımlarını tek tek anlatarak ilerlediği eseri benim için bir tarih dersi niteliğinde oldu. Diğer tarihçilerin röportaj, söyleşi benzeri ortaokul çağına hitap eden eserlerine nazaran otorite sahibi, tatmin edici gerçek bir tarih eseri. Özellikle ticaret ve ekonominin tahrir defterlerine dayanan, kanıtlı kaynaklar ile açığa çıkarılmış kayıtları da ilgimi çeken bir bölümdü. Kesinlikle bu eserin devam araştırmalarını da okuyacağım. Tarihden ders çıkarılması dileği ile...
İşte bir küçük kasaba daha...Hayata dair hayali olmadan ordan oraya savrulur mu insan?Savrulur da durulur mu?Bir mızıkanın namesinde anlam bulur mu yaşam?
Tutunamayanları, uzunca dinlediğimiz romanda, buhran içindeki Selim’i, ölümünden sonra değerini anlayan arkadaşı Turgut’u anlatır.Kırık hayatlar; insanın kendi suçu mudur, yoksa kendimizi kabul gördüğümüze inandığımız toplumun suçu mu?Veya ille de bir suçlu var mıdır?Sahi biz ne kadar tutunuyoruz, kırık hayatlarımıza?
Dünya’nın dört bir yanını bir çırpıda gezdiren, insanı insanlığa dair umutlandıran ve de gezmek için adım attıran benim için su gibi akan bir kitap oldu.