Harpten sonra yıkılmaya başlayan şeylerden biri de nazariyelerin sonuna ilave edilen "izm" edatıdır. Ancak "izm"siz düşünebildiği gün insan zekasının hürriyetinden ve genişliğinden bahsedilebilir. Kafamızın zinciri bu "izm"dir: Sistemcilik ve nazariyetciliktir.
Düşün ki her an ben değişiyorum, her an sen değişiyorsun, buna rağmen birbirimizi nasıl tanıyabiliyoruz? Bu kaçan benliklerimizi birbirimizde aramak tecessüsü olmasaydı bir saniye konuşabilir miydik?