"Sen" diye geçirdim içimden "ne zaman susan birini görsen, baş edemeyeceğin bir düşmanla karşılaşmış gibi irkiliyorsun. Çünkü konuşmuyor, çünkü birkaç cümleyi saklamak için sayısız cümleden duvarlar örmüyor. Ve aslında susan biriyle karşılaştığında konuşulmamış sözün ne denli ağır olduğunu kavrıyorsun.
Bir gün bütün bu karmaşayı, hızı, koşuşturmayı ve telaşı bırakıp sakin bir yerlere gideceğini, sakin bir hayata başlayacağını söylerken sen de kendine inanmıyorsun. Artık bu düzenin dışına çıkamazsın, bu uykudan başka bir uykuya uyuyamazsın, bu yorgunluğu atamazsın üstünden. Burada kalacak, bu çarkı döndürecek, zamanı gelince senden daha taze yorgunluklara yerini kaptıracak ve onların telaşlı bir gününde göçüp gideceksin dünyadan.
At vuruldu; içim paramparça Rüveyda
Gölgelerin ardına sakladım kusurumu
Sen orada kayıtsızca gülümsüyor gibisin
Ben burada damla damla eriyip akıyorum
Yine de, bırakamam yerlere gururumu
İstenmediğim yeri usulca terk ederim
Hatıra kalsın diye bırakır da ruhumu
Mahzun bir derviş gibi boyun büker, giderim