Avucumda elma şekerleri, biraz daha inançlıyım... Kirlenmiş denizlere,yarım bırakılmış şiirlere ve sana bakan gözlere öfkeliyim biraz daha sanki bu gece., karşılaştığımız yollara ses tellerimi koparıyorum vaveyla çığlıklarıyla.
Tüm hücrelerimi dağıtacağım bu gece, sağımdan solumdan tenimi vicdanımdan ayıran ince keskin dalgalar geçiyor,korkuyorum korkuyorum.... Ama benden korkmayın sadece bende değilim şu sıralar söylüyorum ya sadece rüyada gibi, eksik parçası gibi bir yapbozun yada güzel bir portreyi bozan sarı renkli bir fırça darbesi gibiyim ,amaan ne fark eder korkmayın artık benden sadece dedim ya şu sıralar bende değilim...
Bir sahil kıyısına vuruyor sevdam, yada sırtımı ve ayaklarımı midyeler kesmiş, içimden koşmak geliyor denizin sonsuzluklarına. Yana yakıla dağlara vurmam gerekli kendimi ama gel sende unutma gelmeyi…
İyisi ne mi siz beni büyük bir çınara bağlayın izin verin mutluluk çığlıklarım kırlangıçların kulak zarlarını yırtsın...
Saçlarımdan sıyıramadığım kederim rüzgar ile istifleniyor tabanı ahşap yüreğimde. Gel, gönlüme artık yuvana gel topuklu ayakkabı sesleri duyulsun her zerresinde gözlerinin içinde kıtaları birbirine zıt düşen iki cihanı al da gel üşütüyorsun, gel üşüyorum.
Gel götür beni... Rotamız gün deniz,güneş mavisi yada tutmasın adımlarımız ve ben sende toplanayım tüm biriklişliğim ile ruhumun bilekleri benziyor insanların sokaklara sebep vurulmuş zincirlerine... Çöz tüm oyunları kilitlenelim mavi okyanuslara bağlanalım. Tüm mercanlar sırrımıza ortak oluyor...
Derin bir nefes alıyorum bir deniz kızı ile tanışıyorum. Ucu sivri bir topuklu ayakkabısı var,kırmızı ruju gözlerinde dağılmış mor gözleri sürgümü sürgünlüğümü derinleştiriyor.
Keşke burada olsaydın ve görseydin kendi güzelliğini… dağılıyorum bu gece, okyanuslardan geliyorum dar