Adımlar düşteymişçesine atılıyor, sesler ikinci kez yinelenmedikce işitilemiyordu. Sokaklar bile düğümlenmişti sanki, hepsi dönüp dolaşıp kendine çıkıyordu.
Yüzü yorgundu; hatta yüzünün bir karış önünde, toprakla yüzünün bileşiminden oluşmuş ikinci bir yüzü vardı sanki; kimi zaman zamana karışmış tozlu bir ayna gibi parlayıp sönüyordu.