Nepenthe

Nepenthe
@clementinesmemory
Sapere aude !
Amerikan Edebiyatı
416 okur puanı
Eylül 2017 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

Nepenthe

, bir kitap okudu
7/10
·80 syf.·
30 saatte okudu
·
2022 17. kitabı
Stephen Crane
6.5/10 · 4.213 okunma
Opia
‘’Sağ bacağını bir adım öne at, tamam işte böyle; şimdi gülümse.’’ Flaş, flaş ve bir kez daha mavi gözlerini kadrajıma almama izin ver. Bembeyaz bir tuval gibi parlarken fotoğraflarda, seni en güzel renklere boyamak sonra da günahlarımla kirletmek istiyordum. Garip, en sevdiğim varlığa kendimi açtığımda olacaklardan korkuyorum, seni kollarıma almak, sonra da özgürlüğünde dans edişini görmek istiyordum. Aklımdan geçenleri merak etmemen için sana döndüm ‘’Argusianus argus , Tahminlere göre Endonezya veya Malezya’da yaşamış, nesli tükenmiş bir kuş türü. Varlığı yalnızca keşfedilen bir tüy parçasından araştırılmış bundan dolayı gerçekliğinden şüphe eden de çok. Bazen aklıma takılıyor, bugüne kadar fark edilmemiş şeylerin birden ortaya çıkması, onların bulunması için gereken zamanın önceden planlı olmasından mı yoksa meraklı adamın birinin ‘denk gelişleri’ üzerine mi kurulu.’’ Az önce yüzünde tebessüm halinde olan dudakların yavaşça açılıp dişlerini ortaya çıkardığında seni güldürmenin verdiği keyifle ben de gülümsedim ve başımı eğip çektiğim fotoğraflara baktım. Bazılarını silmemi istemiştin, içinde olduğun hiçbir şeyi silemeyeceğimi bildiğimden bunun için söz veremedim. ‘’Bugünlük bu kadar yeter, ne dersin?’’ Dalgınlığımı fark etmiş olacaksın ki bunu yorgunluğuma verip başımda kalabalık ettiğini düşündün, ah, keşke sabah uyanmamın, yüzümü yıkadıktan sonra kahvemi içip ardından kaçamadığım döngüsel monotonluğun içinde kaldığım boşlukta düşüncelerimle kendime zarar vermememin sebebinin sen olduğunu bilsen. Ama sana bu sorumluluğu yükleyemem, benimle bana acıdığın için konuşmanı sürdürmeni istemem, gururumdan değil, Hayır; sana yük olmaktan, saçının teline zarar vermeye, zihninin odalarını işgal etmeye korkarım. Merhametinin iyileştireceği insanlar, yetiştireceği bahçeler
Mısralarının arasına sinmiş kokun, şu dünyaya olan aymazlığımın en büyük sebebidir. Hırpalanmaya alışmış ruhuna uysal bir ürkeklikle yaklaşır, dokunmaya kıyamaz, yaklaşmandan korkarım. Kapım her zaman açıktır, girebilmen için; gidebilmem için. Bana dönen bakışlardan tiksinirim, ihtiyaçları olduğunda kapılarında biterim. Yalnızlık nedir bilmem, yanı başımda kitabını okur, bana zihninin derinliklerini açarsın; sonra da paylaştıklarının ağırlığının farkına varıp kaçamak cevaplarla gizlendiğini zannedersin. Anlatmaz, görmemi beklersin; göremediğimde kırılsan da, asla belli etmezsin. Bilirim kalbimde yanar durursun, acını anlarım, merhem olmak isterken ateşin olur seni daha da yakarım. Kabuslarıma ortak olmandan korkarım; benim rüyalarım, senin yaşantının kendisiyken çocuk gibi korumaya çalışırım seni canavarlarımdan. Yüzümü ellerimin arasına aldığımda saklandığımı düşünürüm dünyanın geri kalanından, yeterince uzun zaman karanlıkta kalırsam, unutmayı ümit ederim varlıklarını. Saflığıma duyduğun şüpheden nefret eder, sessizce göz yaşlarımda boğulmayı dilerim; inatla inanmamandan nefret duyar, gidebileceğin kadar uzağa gidip yok olmanı isterim. Özlemimden kavrulmayı göze alırım tek çıkış yolum olan inançlarıma bir yara daha açmamak için ve pişman olacağımı bile bile aklıma gelen her lafı söylerim hiç utanmadan. Bırak gitsin, kafamdaki seslerin gürültüsüyle sağır etmeyeyim seni düşüncelerinin ezgilerine; mutluysan karanlığında, ışığımla kör etmeyeyim seni bencilce.