Giriş Yap

Stephen Crane

Yazar
6.7
1.200 Kişi
Unvan
Amerikalı Şair, Yazar
Doğum
New Jersey, ABD, 1 Kasım 1871
Ölüm
Badenweiler, Almanya, 5 Haziran 1900
Yaşamı
Stephen Crane, Amerikalı şair, yazar ve kısa hikayecisidir. Amerikan İç Savaşı’ndan 6 yıl sonra 1871 de doğdu. 24 yaşında hiç savaş görmeden sadece eski askerlerin anılarına dayanarak dünya edebiyatının en gerçekçi savaş romanlarından birini yazdı ve 1900 de genç yaşta tüberkülozdan öldü. Protestan bir ailenin 9.cu çocuğu olan Crane, 4 yaşında yazmaya başlamış ve 16 yaşında ilk makaleleri ve denemeleri yayınlanmıştır. Üniversiteye fazla ilgi göstermemiş ve 1891'de eğitimini yarım bırakarak muhabirlik ve yazarlık yapmaya başlamıştır. İlk romanı 1893 yılında yayınlanan Maggie: A Girl of the Streets (Sokak Kızı Maggie)'dir. New Jersey’de doğan Stephen Crane’in kökleri bir yüzyıl önce yaşamış olan Devrimci Savaş'taki askerlere, din adamlarına, şeriflere, hakimlere, ve çiftçilere kadar gidiyordu. Öncelikle gazeteci olmakla beraber, kurgu, denemeler, şiir ve oyunlar da yazmış olan Crane, hayatı en doğal haliyle kenar mahallelerde ve savaş meydanlarında görmüştür. Kısa öyküleri, özellikle The Open Boat (Açık Gemi), The Blue Hotel (Mavi Otel), ve The Bride Comes to Yellow Sky (Sarı Gök Yüzüne Gelin Geliyor) bu edebi biçimi örneklendirmiştir. The Red Badge of Courage (Kanlı Madalya) başlıklı unutulmaz İç Savaş romanı 1895te basılmış ve büyük coşkuyla karşılanmıştır. Ancak, sağlığını ihmal ettiğinden 29 yaşında, bu ilginin tadını çıkarmağa zamanı olamadan ölmüştür. 20’nci yüzyılın ilk yirmi yılında hemen hemen unutulmuş, lakin 1923’te Thomas Beer’in yazdığı övgü dolu biyografi sayesinde yeniden hatırlanmıştır. Sıradan adamın savunucusu, bir gerçekçi ve bir sembolist olarak o zamandan beri süregelen bir başarı yakalamıştır. Crane’in Maggie: A Girl of the Streets (Sokak Kızı Maggie, 1893) en erken olmasa bile en iyi doğalcı Amerikan romanlarından birisidir. Eğitimsiz, alkolik anne babanın kesinlikle ihmal ettiği, fakir, duygusal bir genç kızın üzücü öyküsüdür. Aşık ve şiddet dolu ev yaşantısından kaçmak isteyen bu kız, genç bir adam tarafından baştan çıkartılmaya ve onunla yaşamaya razı olurla ama adam onu kısa bir süre sonra terk eder. Kendini üstün gören annesi onu reddedince, Maggie yaşayabilmek için fahişeliğe başlar ama kısa bir süre sonra çaresizlikten yaşamına son verir. Crane’in ayakları yere basan konu içeriği, ve tarafsız, ahlaksal yorumlardan arınmış bilimsel biçimi, Maggie’yi doğalcı bir eser olarak damgalar.

İncelemeler

Tümünü Gör
96 syf.
·
Puan vermedi
George Kelcey, 5 erkek kardeşten biri. Diğerleri ayrıldıktan sonra annesinin yanında kalan tek evlat. Annesinin istediği gibi dindar biri olmasa da “evden işe, işten eve” döngüsünde örnek bir evlat. Ancak, bu durum Kelcey’in çocukluk arkadaşı John ile karşılaşmasından sonra değişir. John, ona kısmen sıra dışı, nazik, farklı bir arkadaş ortamı sunar ve bizim Kelcey kendini burada çok ama çok önemli bir insan gibi değerlendirmeye başlar ki, işi öyle bir boyuta vardırır ki, kısa vadeli planlarında sevdiği kadını içler acısı hayatından kurtarmak ve muazzam bir servet edinmek bulunmaktadır. Ancak bu yeni hayat bir noktada dünyadaki tek varlığı annesi ile arasının açılmasına ve işinden kovulmasına neden olur. Sonraki aşamada, Kelcey’in varoluşun bütün sırlarını bildiklerini düşündükleri serserin çetesine katılır ve işler çıkılmaz hale gelir. Hayaller, toplum, aile bağları, şartlarının elvermediği hayaller kuran insanlar, gerçek dostun ne zaman anlaşılacağı vb konularda gerçekten ibretlik bir kitap. O kadar gerçekçi bir kitap ki , günümüz insanı da dahil bir kere okuyup, hayatını ona göre şekillendirmesi gerektiğini düşünüyorum. İyi okumalar
·
Reklam
107 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
7/10 puan
New York’ta Geçen Bir Aile Dramı: Sokak Kızı Maggie
“Belli ki kötü adamlar iyiliğe karşı içten içe bir hayranlık duyuyorlardı.” (sayfa 44) 1. Yazarın Hayatı Hakkında Kısaca: 19. yüzyıl sonu Amerikan Edebiyatının önemli isimlerinden olan
Stephen Crane,
1871 yılında doğdu. 1900’de ölen yazar kısa sayılabilecek olan yaşamına birçok eser sığdırmayı başardı. Edebiyatla uğraşmadan önce gazetecilik yaptı ve savaş muhabirliği gibi görevlerde bulundu. 1897’deki Osmanlı-Yunan Savaşı’nda muhabirlik yapmasının ardından “Active Servise” adlı bir eser de kaleme aldı. Edebiyattaki başarısı yaşadığı dönemde pek fazla anlaşılamasa da, yıllar sonra değerinin farkına varıldı.
Gore Vidal
’in
Ernest Hemingway
’i kusursuz bir yazar olarak görmesi, Stephen Crene’i keşfetmesiyle birlikte son bulur zira bu kusursuzluğun nedenini anladığını ifade eder. Crane’in eserlerinin natüralizm, realizm, empresyonizm gibi edebiyat akımları için oldukça önem teşkil ettiği düşünülür ve kendinden sonraki Amerikan yazarlarını etkilediği söylenir. Hikâye ve roman yazarlığının yanı sıra, kendisi aynı zamanda bir şairdir. 2. Eserlerine Dair: “Dünyaya bir nebze bile saygı duymadı çünkü dünyanın başlangıç olarak karşısına çıkardığı insanlar, asla örnek alınmayacak insanlardı.” (sayfa 19) İlk romanı olan
Sokak Kızı Maggie
’yi, kardeşinden aldığı borç parayla, takma isimle yayımlar Crane. İlk kitabını 1893’te yayımlamış olmasına rağmen, aslında küçük yaşlardan itibaren yazmaya yönelmiş ve üniversiteyi bile bu sebeple bırakmıştır. İlk deneme ve makalelerini 16 yaşında yayımlamaya başlamış ve ömrünün sonuna dek yazmayı sürdürmüştür. Savaş karşıtı romanların en başarılı örnekleri arasında gösterilen “
Kanlı Madalya
” aynı zamanda eleştirmenler ve okurlar tarafından yazarın başyapıtı olarak gösterilir. Anne ve oğul arasındaki sorunlu bir ilişkiyi anlattığı “
George’un Annesi
” ve ırkçılık temasını işlediği “
Canavar
” da okunması gereken önemli romanlar arasındadır ve doğalcı edebiyatın güçlü örneklerindendir. “
Canavar ve Diğer Hikâyeler
”de ise öyküleri derlenmiştir. 3. Yazarın Dil Kullanımı ve Edebiyata Katkıları: “Birisi bana iyi davranıyorsa, ben de ona her zaman iyi davranırım!” (sayfa 99) Daha önce
Stephen Crane
okumuş olanlar yazarın diline aşinadırlar fakat ilk defa okuyacak olanların bilmesi gereken şey eserlerinde sıklıkla “sokak ağzı” kullandığıdır. Daha gerçekçi anlatımlar ortaya koymak amacıyla yaptığı bu tercihin öykülere ilginç bir hava kattığını söylemek gerek. Sokak Kızı Maggie de yine bu durum geçerlidir çünkü adından da anlaşıldığı üzere bir sokak kızını öyküleştirmiştir ve onu düzgün cümlelere sahip bir kadın olarak göstermenin eserin inandırıcılığını azaltacağını düşünür ve ağırlıklı olarak argo bir dil kullanımı vardır. Bu durum, Crane’i Amerikan Edebiyatı içinde farklı bir noktaya taşımış ve doğal anlatımları geç de olsa dikkat çekmiştir. Sıradan, önemsiz insanların hayatlarına eğilmesi bakımından kıymetli bir yazardır ve bu açıdan Rus Edebiyatındaki “küçük insan” portrelerini akıllara getirir. Bunun Amerika’daki muadili olduğunu ifade etmek yanlış olmaz. 4. Sokak Kızı Maggie’nin İçeriğine Dair: “…yaşamın içindeydi ve yaşamın bir parçasıydı. Dünya dönmeye devam ediyordu, o da bunu algılamak için yaşıyordu.” (sayfa 20) Sokak Kızı Maggie romanının anlatım dilinin ve yazarın öykü anlatma becerisinin üst düzey olmadığına dair eleştiri yapmak mümkün. Bunu yazarın ilk romanı olmasına ve yukarıda bahsettiğim sokak dilini kullanıyor olmasına bağlamak da mümkün. Fakat bunlar kitabı eksiye taşımayan, hatta üzerinde çok da düşünülmemesi gereken detaylar. Asıl önemli olan şey karşımıza çıkan hikâyenin yaşamın bir parçası olacak denli gerçekçi olması ve okurken bizleri o atmosfere taşıyor olması. Bu yönden Crane’in iyi bir iş çıkardığı da bir gerçek. Romandaki ana tema bir aile dramıdır. “Bir New York Hikâyesi” alt başlığını da taşıyan roman, büyük bir şehre dönüşmeye başlayan New York’un “getto” olarak adlandırabileceğimiz arka mahallerinde geçiyor. Eğitimsiz, bilgisiz, cahil olarak adlandırabileceğimiz anne babaya sahip olan Maggie isimli bir kadının genç yaşta hayatının mahvolmaya başlamasını okuyoruz. Alkolik ve şiddet yanlısı bir baba ve çocuk yetiştirmekten bihaber bir annenin erkek ve kız çocukları öykünün ana noktasını oluştursa da, daha yakından izlediğimiz kişi Maggie oluyor. Hayata dair hemen hiç tecrübesi bulunmayan Maggie’nin nihai amacı şiddet dolu olan bu evden bir an önce uzaklaşmaktır. Amacına ulaşır ulaşmasına fakat âdeta yağmurdan kaçarken doluya tutulur ve yine şiddet yanlısı, bağnaz, cahil bir genç adamla yolu kesişir. Kızın toyluğundan yararlanmaya çalışan Pete adlı bu adam, onu yanına alır birlikte yaşamaya başlarlar. Babadan yoksun kalan ailenin oğlu Jimmie ise babasının yokluğunu aratmayacak şekilde onun izinden gider ve o da kız kardeşine kötü davranmaya başlar. Maggie, Pete’in yanında yaşar ve kendi küçük dünyasından çıkarak büyük, sınırsız bir dünyaya adım atar. Böyle bir dünyanın varlığından asla haberdar değildir ve gördüğü her şey onu şaşırtır. Her şeye özenir ve farklı yaşantılara ilgi duymaya başlar. İçinde cesaret bulunmasının yanı sıra, aynı zamanda ürkek bir kişiliğe de sahiptir ve yaşamda gördükleri onu korkutur, ilk etapta temkinli adımlar atmaya çalışır. Fakat “kötü yol” denen yol, genelde sonucu bilinen bir yoldur ve yazarın işlediği tema da tam olarak budur. Romanda ağırlıklı olarak hissedilenlerden biri ise “sevgisizlik” temasıdır. Aile içinde sevgisiz büyüyen çocukların, hayata atılma yolundaki korkuları ve kararsızlıkları, yanlış kararlar vermelerine yol açmakta ve uçuruma sürüklenen yaşamlar ortaya çıkarmaktadır. Anne baba ve abi sevgisi göremeyen Maggie’nin kaderi de ne yazık ki budur. Psikolojik anlamda çöküntüye uğrayan çocuklar anlatının odak noktalarından birini oluşturuyor. Bir şehir romanı olarak da okunabilecek roman, yoksul insanların yaşantısını anlatması bakımından değerlidir. Yaşamın insanlara sunduğu aklı kullanma becerisinden yoksun olmak, eğitimsiz kalmak, hayata ve geleceğe dair belirli amaçlara sahip olmadan yaşamak, iyi bir aşkla, dostlukla, aileyle ve insanlarla karşılaşamamak gibi bütün talihsizlikleri tek bir kurgu üzerinden anlatan yazar, hüzünlü bir öyküye imza atıyor. 5. Son Söz: “Tiyatro onu düşünmeye sevk etmişti.” (sayfa 45) Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’nın “Modern Klasikler” dizisi kapsamında eserleri yayımlanan Crane’in
Sokak Kızı Maggie
adlı bu yapıtının çevirmen koltuğunda
Nilgün Miler
oturuyor. İzlenimci ve gerçekçi eserlerle adını edebiyat camiasına duyuran
Stephen Crane,
20. yüzyıl öncesi Amerikan Edebiyatına ilgi duyan okurların tercih etmesi gereken bir yazar. Genç yaşta, henüz 29 yaşındayken tüberkülozdan yaşama veda eden yazarın kısa ömrüne sığdırdığı eserler okunmaya değer. Keyifli okumalar dilerim.
·
112 syf.
·
1 günde
·
Puan vermedi
New York'un kenar mahallelerinde kalmış olan insanların hayatlarını natüralizmin etkisinde anlatan bir eser. Sevgisiz bir ailede büyüyen, alkolik anne ve babaya sahip olan, sürekli şiddete maruz kalan çocukların büyüyünce sevilme uğruna yaptıkları hataları anlatan kısa bir öykü. Ama keşke daha uzun olsa ve karakterleri daha detaylı okuyabilseydik. Yine de vakit ayrılabilecek bir kitap.
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42