Tanımadığın birinden aldığın tavsiyeye ne kadar güvenirsin bilemem, ama unutma ki dün gece gördüğün kabusta tek başınaydın ve kalktığında anlatacak kimse bulamadın. Bunun sebebi bir bedensel yoksunluk değildi, yalnızca ağzından dökülen kelimeler her kulakta farklı tınıda algılanıp anlaşılmadığını anladığın bir dönütle son bulacaktı. Tıpkı bundan öncekiler gibi, şu fazlasıyla gereksiz çetrefilli betimlemelerinin işe yaramadığı günler, evet işte öyle. Herkes çok bildiğini sandı, bulundukları noktanın sığlığına değinmekten kaçarlarken onayladın onları gülümseyerek; hepsi haklıydı, hepimizin baktığı pencere farklıydı. Yarım anlattığın hikayeleri hayal güçleri tamamladı, onları yargıladı ve ikinci kere düşünmeden sonuca vardı. Velhasıl göz gözü görmeyen bir savaş meydanında elinde silahı olmayan bir tek sen kalmışsın, tüm sevdiklerin kendi derdine yanmış; suçlayacak kimse kalmamış. Yazık ki arkamıza bakacak vakit te çoktan geçmiş; bunu kendi köşene çekildiğinde anlayacaksın, güvenle kavuşturabileceğin eller sana ait, yumruklar savurabilir, tüm güzelliği darmadağın edebilirsin veya hepsini baştan yaratabilirsin, sana kalmış.
Bütün bu ortaya koyduğum şamatadan sonra dürüstlüğümü korumalı ve bilmen gerekenleri bildirmeliyim:
Beni ararsan orada olmayacağım; zihnimin içinde bir yer buldum, çıkmaya niyetim yok.