milendamartin

"Hanidir ben çalışırken arkamdan bakıyordu. Sonra çenesini omzuma dayadı. Ürperdim; sanki yoğunlaştım. Soluğunu duyuyor, ne olacağını hem bildiğim hem bilmediğim bir şeyin olmasını bekliyordum. Paleti, fırçayı bıraktım. Birden kendine döndürdü beni; öptü. Haluk Paris'e gideli beni kimse öpmemişti. Kafamdan kovdum onu, sarıldım."
Sayfa 27·Kitabı okudu
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Ara sıra, yaşanmış günün üzgünlüğünü, sevincini -ama bilinmeyen bir süzgeçle eski keskinliklerinden, tortularından süzülüp arınmış olarak- bir daha yaşamak için bu defteri açardı.
Sayfa 25·Kitabı okudu
Yine de üzgün; ama tatlımsı bir üzüntü bu, kahredici değil, yerleşik. Kalktı. Artık gelmeyeceğini biliyordu.
Sayfa 24·Kitabı okudu
Yine yalnız kaldı. Pek yalnız da sayılmaz; garson var, kapılardaki bilet yırtıcılar var. Bu adamların kendine acıyarak baktıklarını sanıyor, sıkılıyor. Beklediği kişi bunları umursamaz, biliyor.
Sayfa 24·Kitabı okudu
"Ne kalabalık. Bir o yok sanki."
Sayfa 24·Kitabı okudu