artık ruhu harap, gıdasız, hayatını nasıl sürükleyecek, kendisine nasıl sessizlik köşesi bulacaktı? artık hiçbir kadına güvenmeyecek, hiçbir yemine inanmayacak, hiçbir göze aldanmayacaktı.
kendisinden iğrenerek fakat içi yandığı için arzusuna dayanamayıp gizlice merak ettikçe, bir belirti, artık hiç şüpheye meydan vermeyecek, onu gerçekle yüz yüze getirecek bir belirti görmekten korkuyordu.
hayatın akışına etkisi olan düşüncelerin gereksinimlerimize göre ortaya çıkması, dünyada sabit, düzenli bir gerçek, yüce bir düşünce olmayıp, zamana, mekâna, kişiye göre, hep boş, hep anlamsız kalışlarını tekrar görmesi onu eziyordu.