Sevgi ilişkisinde hayatın ve ölümün bütün döngülerine izin vermeyi reddetmek, İskelet Kadın doğasının psişik mekânından kopup boğulmasına neden olur. O zaman sevgi ilişkisi, ne pahasına olursa olsun sürmek için gergin bir "asla üzülmeyelim, hep neşelenelim" yüzü takınır. İlişkinin ruhu gözden uzaklaşarak batar, suyun altında anlamsız ve yararsız bir şekilde sürüklenmeye koyulur.
...Onunla uzlaşması gerekeceğini, bütün güçlerinin sınanmak üzere olduğunu bilmez. Daha da kötüsü, bilmediğini bilmez. Başlangıçta bütün sevgililerin durumu budur: Yarasalar kadar kördürler.
İnsanlardan farklı olarak kurtlar, hayatın, enerjinin, gücün, besinin ve fırsatların iniş çıkışlarını şaşırtıcı bulmaz, bunları birer ceza olarak görmezler. Zirveler ve vadiler oradadır ve kurtlar buralara mümkün olduğunca verimli, olabildiğince çaba harcamadan inip çıkarlar. İçgüdüsel doğanın, tüm olumlu nimetlerden ve tüm olumsuz sonuçlardan geçerek yaşamlarını sürdürme ve bu arada da kendisiyle ve diğerleriyle ilişkiyi koruma gibi mucizevi bir yetenekleri vardır.
Bir kadını sevmek isteyen eşin, onun evcilleşmemiş doğasını da sevmesi gerekir. Eğer kadın bu öteki tarafını sevemeyen ya da sevmeyecek olan bir eş alırsa, mutlaka bir şekilde paramparça olacak ve tamir edilemeden sakat bir şekilde kalacaktır.
Aynı şekilde erkekler de, kadınlar gibi, ikili doğalarını adlandırmalıdırlar. En değerli sevgili, en değerli ana baba, en değerli arkadaş, en değerli "vahşi adam", öğrenmeyi isteyendir. Öğrenmekten zevk almayanlar, yeni fikirlere ya da deneyimlerin çekimine kapılmayanlar şu an bulundukları konumu aşıp gelişemezler. Acının köklerini besleyen tek bir güç varsa, o da bu ânın ötesinde öğrenmeyi reddetmektir.
İlk soru şudur: "Ne istiyorsun?" Hemen herkes doğal olarak bu çeşit bir soruyu sorar. Ama daha temel başka bir soru daha vardır: "Derin benliğinin arzuladığı şey nedir?"