Kitabı okumaya devam ediyorum.Tezer Özlü,Türk edebiyatının melankolik prensesi olarak anıldığı için,yazar hakkında bir öngörüm vardı.Ve kitaba başlarken ne ile karşılaşacağımı,yazarın kaleminin nerelere gidebileceğini, az çok tahmin edebiliyordum.Beni durduran sadece ‘şu an oralara girmeye hazır mıyım?’sorusuydu.İşte böyle gelgitler arasında almış bulundum kitabı
Beklediğimden daha da derin bir kitap.Sorgulamalar.Hayatı anlamlandırmaya çalışıp,anlamlandıramamalar.Yazar iç dünyasını tüm karmaşasıyla,tüm sorgulamalarıyla,bence anlaşılmak kaygısını da çok fazla taşımadan içinden geldiği gibi kaleme dökmüş.Duygusal içerik olarak Tutunamayanlar ‘ı da anımsattı bana.Uyumlanamadığı bir hayatı nasıl yaşadığını kaleme almış
Kitabın bende bıraktığı duyguya gelince;
Biraz ürktüm açıkçası.Yazarın ardına geçip de hayata baktığı pencereleri çok iyi anlıyorum,oralara gidip geldiğim dönemler oldu.Ama şu an akışta kalmayı tercih ederken,öyle uzaklaşıp geriden biz ne yaşıyoruza bakmaktı beni korkutan,çünkü oradan baktığımızda gerçekten uyumlanamıyoruz ve her şey zorlaşıyor.Sonuç olarak Tezer Özlü duyguyu çok iyi vermiş.Oldukça derinlikli.Yaşamın Ucuna Yolculuk’ adı ile de oldukça uyumlu bir kitap.Okuyup okumama konusundaki tercihi ise okuyucunun kendine bırakıyorum.Ben bir taraftan bölüm bölüm,adım adım okuyup gerçekten keyif alırken, diğer taraftan da daha fazla derinleşmeden buralardan bir an önce çıkmalıyım diye söylüyorum kendime.Hayatımızın böyle melankoliye,yüzleşmeye gerçekten ihtiyaç hissettiğimiz bir döneminde okunmalı diye düşünüyorum .