Uzun uzun kurulan cümleler, birbirini tekrar eden kelimeler, cevabı sırtında taşıyan sorularla dünyanın yok oluş yolculuğunu, insanın var oluş sancısıyla bu yok oluşu doğurduğunu, hatta tükürdüğünü, aynı pisliğin içinde dolaştığını, artık kıyametin kaçınılmaz olduğunu, “Yeşaya’nın kehanetlerini gerçekleştirmekten vazgeçtiğini, hatta gelirse kendi sözlerine kendisinin bile artık inancının kalmadığını söylemeye gelebileceğini, insanlığın bu dünyayı hak etmediğini, çürümüşlüğü, kokuşmuşluğu, önlenemez yok oluşun geldiğini bu kadar edebi bir dil kullanarak daha sert nasıl anlatılabilinirdi diye soramıyoruz okurken çünkü yazar, nefessiz kalalım, cümle sonunu bulamayalım diye noktaları toplamış. Tam bir postmodern metin örneği.