cansel

Onların korkusu Hypatia’nın inançsız bir insan olması değildi; bilimi ve aklı kullananın, hepsinden daha fasla cesaret sahibi olanın, gözleri hepsinden daha uzağı görenin, gerçekleri korkmadan açıklayanın; duyduklarıyla değil okuduklarıyla, deneyimleriyle ve bilime olan inancıyla konuşan birinin bir kadın olmasıydı. Eğer bunları bir erkek söyleseydi, belki de sadece yoldan çıkmış inançsız biri olarak görülürdü. Ama Hypatia, bunları söylediği için yakılması gereken bir cadı damgası yedi. Çünkü söylediklerinden çok cinsiyetiydi onları korkutan.
Sayfa 80·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Eğer bir insan bir şeyi yapamıyorsa, bir başkasının da o şeyi yapmasını istemez. Çünkü başkasının yapması, onu yapamayan için yapanın başarısı olarak görülmez; görülecek ilk şey kendi yetersizliğidir. Kimse bu anlamsa kendi gerçekleriyle karşılaşmak istemez, o yüzden ne kadar çok yandaş bulabilirse kendini de o kadar rahatlatır.
Çünkü yaşadığımız dünyada toplumsal, kültürel ve geleneksel olarak ne kadar sorun varsa insan kaynaklıdır. Dünyayı bunlar yüzünden bir türlü olduğu gibi göremiyoruz. Görebilseydik eğer; kimsenin kimseden üstün olmadığını, herkesin ölümlü olduğunu görebilecektik. Ve her zaman söylediği gibi, herkesin kardeş olduğu gerçeğiyle karşılacaktık.
Sayfa 64·Kitabı okudu
Bir insan kendini yakarak bir topluma ışık oluyorsa, o toplumun da bu ışığın sönmeden yanmasına katkıda bulunması lazım. İnsanlara düşen görev budur. O ışığı söndürmek isteyen ve fikirleriyle yalnızca karanlığı sunan kişiler, gruplar ve mihraklar hep olacaktır. Çünkü ışık, bunların ne olduklarını, dahası ne olmadıklarını herkese göstereceğinden karanlıkta kalmayı tercih ederler. Ve Hypatia gibi düşünürler, bu karanlık alanları aydınlatmak için hep var oldular ve olacaklar da…
Sayfa 54·Kitabı okudu
Bir toplulukta düşünce anlamında ne kadar esaret altında insan varsa, o toplum da o kadar esaret altında olurdu. Toplumun esareti, bireylerin düşünce anlamında esaretten kurtulmasıyla mümkündü. Çünkü toplumdaki her bir birey, o toplumun birer duyu organıydı.
Sayfa 47·Kitabı okudu