Japonların, Korelilerin bizim gibi öyle zengin bir mazisi yoktur. Ama bir inançla kısa zamanda çok uzun bir mesafe kat ettiler. Onun için Türkleri uyandırmak lazım. Türkiye hala bugün İslam medeniyetinin en güçlü ülkesidir. İslam dünyası da Türkiye’ye böyle bakıyor.
Bütün mesele müthiş bir şekilde gelişen ve 800 yıl insan akıl tarihinde büyük bir rol oynayan bir medeniyetin mensubu olan insanların, bir Biruni’yi bir İbni Sina’yı tanımalarını nasıl çalıştıklarını bilmelerini arzu etmemdir.
Bilim, İslam dünyasında bir kör dövüşle değil, şuurla başladı. Miladi 10. yüzyılda İspanya’da yaşayan Müslümanlar, Avrupa’yı tesir altına aldı. Bu tesir Avrupalılar için düşmanlarının bilimini almak manasına geliyordu.
Bir Alman bilimler tarihçisi vardı 13. yüzyılda yaşamış Müslüman bir tıp tarihçisine işaret ederek “Böyle bir tıp tarihini Avrupa ancak 19.yüzyılda tanıyabildi.” Diyor.
Avrupalılarda kusura bakmayın ama biraz atılganlık var. Bu kelimeyi söyleyeyim mi bilmiyorum ama biraz şarlatanlık var. Mesela Kepler ile İbni Heysem’i mukayese etmek istesem... İbni heysem çok çalışan ve tekamül duygusu çok derin olan, uzun çalışmalar sonunda yeni fikirler ortaya çıkarmak isteyen bir insan. Kepler ise daha aceleci, daha gösterişçi! Yani böylesi farklar gözüme çarpıyor.