1071’de Anadolu’ya adım attık. Sultan Alparslan, Anadolu Fütühatına devam etmeye niyetli değildi. Biladüş’Şam (Suriye, Ürdün ve Lübnan) varken kimse Eskişehir ovası ile uğraşmak istemezdi.
Hasan Sabbah’ın Nizamülmülk’e suikastinden üç sene sonra melikşah vefat ediyor. Ne Mısır ne Suriye tam anlamıyla yerinde duruyor. Onun vefatından sonra bir fetret devri var ama nihayetinde tahta Sultan Sencer geçiyor. Sencer kıymetli bir hükümdar…
Çağrı Bey’in oğlu alparslan bizim vatanımızın kurucu babasıdır. Bu kurucunun; Malazgirt Savaşı’na ve oradaki müthiş galibiyete, bir Bizans ordusunun ilk defa bu kadar ezilmesine, düşman başkomutanını esir etmesine rağmen Batı’ya yönelip Bizans’ı yutma gibi bir hırsı yok.
İmam Hatiplerin çoğunluğu Arapçayı nasıl öğretemiyorsa Osmanlıca dediğinizi de öğretemez. Çünkü bu işler yöntem bilen hoca ister, öğrencinin de meraklısı gerekir. Sanat okuluna, tarım Enstitüsü’ne girecek öğrenciyi o kurumları açmadığınız için İmam Hatipe yöneltirseniz gerekli sabır ve meraka sahip gençleri bulamazsınız.
1912 yılı sonbaharında olayı rüyasında görse inanmayacak insanlar, Bulgaristan tebaası olarak uyanıyorlar. Türkiye’nin insanları hala o balkan travmasından kurtuldu mu, kurtulmadı mı bilinmez.