Vahdettin’in bir cuma selamlığında adet üzere yüzüne karşı “mağrur olma padişahım senden büyük Allah var” diye haykırılmasına mukabil “mağrur olacak halimiz mi kaldı” sözlerini sarf ettiği rivayet edilir.
Allah biz Müslümanlara istikameti kıyamete kadar şaşırmayalım diye bir Asr-ı saadet, bizi istikametten saptırmak isteyenlerle nasıl baş edeceğimizi öğrenme talimi hatırına da bir Hulefa-i Raşidin devri bahşetti, lütfetti, verdi. İmanın taalluk ettiği işte bu nimetin kıymetini bilmededir.
Türklüğün ırka kültüre ülküye dair olmayıp sadece tarihi bir role ilişkin vakıanın aksedişine inhisar ettiğine sadece ve sadece mesuliyet üzerinden akıl erdirebiliriz
Tarihte Türk milleti vebali var dediğinde akan suların durduğu var. Öyleyse akan sular bugün neden durmuyor? Hangi taşın altına saklamışlar o Türk milletini ve kimden taşı kaldırmasını bekliyoruz? Meşru Türk tarihinin miras olarak birilerine intikal ettiğine dair işareti ara babam ara. Mesuliyeti gereği başını örten kızım felsefe bilmesinden Türk tarihinin en isabetli yorumuna bir kapı açılacağı ihtimali üzerinde duruyoruz.