Halil Furkan Altın

Bulutlar... İstemeden varım, istemeden öleceğim. Olduğum şeyle olmadığım şey arasında, hayal ettiğim şeyle hayatın beni yaptığı şey arasında bir boşluğum, birer hiç olan şeylerin ortasındaki soyut ve tensel noktayım - ki o şeylerin bir adım ötesinde değilim ben de.
Felsefe
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Yüreğimin tam ortasında büyük bir yorgunluk var. Asla olamadığım kişi beni üzüyor, ondan bana kalan anılardan neye olduğunu anlayamadığım bir özlem kabarıyor. Umutlara ve kesin inançlara çarpıp düştüm, benimle birlikte bütün batan güneşler de düştü.
Sayfa 255·Kitabı okudu
Felsefe
İnsanoğlu doğduğu günden ölene dek, bütün hayvanlar gibi kendinin dışında kalmaya mahkûmdur. Ömrü boyunca, yaşamak yerine üstün nitelikli, daha karmaşık bir bitkisel hayat sürer. Var olduğunu bile bilmediği bazı kıstaslara farkında olmadan uyar, fikirleri, duyguları, eylemleri tamamen bilinçsizcedir; bunun nedeniyse insanların bilinçsizliği değil, iki farklı bilince sahip olmalarıdır.
Sayfa 203·Kitabı okudu
Felsefe
Oedipus Kompleksi
Eklenecek yeni bir şey daha var: Yani her şeye rağmen babayla özdeşleşme sonunda kendine egoda kalıcı bir yer edinir. O egoya kabul edilir ancak kendini orada egonun geri kalan içeriğinin aksine ayrı bir temsilci olarak yerleştirir. Öyleyse biz ona süper-ego adını veririz ve ona ebeveynlerin etkisinin varisine en önemli fonksiyonları atfederiz. Eğer baba zor, sert ve zalime süper-ego bu özellikleri ondan alır ve egoyla onun arasındaki ilişkilerde bastırılması gereken pasiflik tekrar oluşturulur. Süper-ego sadistik hale ego ise mazoşistik hale gelir -yani dipte feminen bir şekilde pasif. Kendini kısmen kadere bir kurban olarak sunan egoda ceza için büyük bir ihtiyaç gelişir ve kısmen de süper-egonun (suçluluk duygusu şeklinde) kötü muamelesinden tatmin olur. Çünkü her ceza ve böyle babaya yönelik eski pasif tutumun gerçekleşmesi sonuç olarak hadım edilmedir. Kader bile son çare olarak sadece babanın sonradan olan bir yansımasıdır.
Eğitim
Gene de içgüdüsel istekleriyle bunlara karşı koyan içe dönük kısıtlamalar arasındaki denge (bunlara ek olarak da kullanabileceği diğer kutsama yöntemleri) Dostoyevski'yi içgüdüleriyle hareket eden kişiler arasına koymayı zorunlu kılar. Ama onun bu yeri, daha önce de söylediğimiz gibi bazı koşullar içinde kaçınılmaz olmayan ama egonun üstesinden gelmesi gereken karmaşıklığın çoğaldığı oranda daha kolaylıkla oluşan nevrozun varlığıyla belirsizleşir. Çünkü nevroz, egonun bütünleştirmede gösterdiği başarısızlığın ve bunu yapmaya çalışırken kendi bütünlüğünü kaybettiğinin belirtisidir.
Eğitim