Güzel Yaşam Kılavuzu
8/10
·284 syf.·
2026 21. kitabı
Kitabın temel amacı, insanın daha huzurlu, daha dengeli ve daha tatmin edici bir yaşam sürmesinin yollarını göstermektir. Irvine bunu yaparken antik Stoacı filozofların öğretilerini modern hayatın sorunlarıyla ilişkilendirir. Sıkça vurgulanan bir diğer düşünce; başkalarının onayına bağımlı yaşamamaktır. Hepimiz çoğu zaman çevremizden takdir görmek isteriz ve mutluluğumuzu başkalarının değerlendirmelerine bağlarız. Ancak başkalarının düşünceleri sürekli değişebilir. Bu nedenle Stoacılar, kişinin ününe veya dışarıdaki insanların fikirlerine değil, kendi karakterine odaklanmasını önerir. Önemli olan insanların sizi nasıl gördüğü değil, gerçekte nasıl bir insan olduğunuzdur. Stoacılığın en önemli düşüncelerinden biri, kontrol edebildiğimiz ve edemediğimiz şeyleri birbirinden ayırmaktır. Biz davranışlarımızı, kararlarımızı, düşüncelerimizi ve çabamızı kontrol edebiliriz. Ancak insanların bizim hakkımızda ne düşündüğünü, ekonomik koşulları, geçmişte yaşananları ya da hayatın birçok beklenmedik olayını kontrol edemeyiz. İnsanların büyük kısmı enerjisini kontrol edemediği şeylere harcadığı için sürekli stres ve hayal kırıklığı yaşar. Stoacılar ise dikkatimizi kendi davranışlarımıza ve seçimlerimize yöneltmemizi öğütler. Yazar ayrıca mutluluğun sürekli “heyecan ve haz” peşinde koşmakla elde edilemeyeceğini savunur. Günümüzde insanlar mutlu olmak için sürekli yeni deneyimler, yeni başarılar ve yeni kazanımlar aramaktadır. Stoacılara göre ise gerçek amaç iç huzur ve zihinsel dinginliktir. Hayatın iniş çıkışları karşısında sakin kalabilmek, her zaman mutlu olmaktan daha değerlidir. Çünkü mutluluk geçici olabilir, ancak karakter ve iç denge daha kalıcıdır.
Güzel Yaşam KılavuzuWilliam Braxton Irvine · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022910 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 00:00
"Zalimin mazluma kör zindan diye dayattığı hapishaneler, çoğu zaman bir kentin kütüphanesine meydan okuyacak kadar metnin filizlendiği bir toprağa dönüştü." Furkan Abi, gazeteciliğe 2018 yılında başlamış olsa da benim geçen yıl 19 Mart’tan sonra tanıdığım en onurlu insanlardan biri. Furkan Abi yazdıklarını hapisteyken sosyal medyada bizlerle buluşturmuştu. O zaman hepsini merakla okumuştum; şimdi o yazılar Mart ayında kitaplaştı ve bizlerle buluştu. Ben de Mayıs ayında kitap halini de bir çırpıda okudum. 3 kez yaşadığı bu tutukluluk süreçleri tabii ki keşke hiç yaşanmasaydı o ayrı ama o Silivri Cezaevi’nden yazdığı bu öykülerle iyi bir gazeteci olmanın yanı sıra iyi bir edebiyatçı olduğunu da kanıtlamış oldu. Lisedeki coğrafya hocamın çok sevdiğim bir sözü vardı, “elmas basınçla oluşur” derdi. Evet kâbus gibi bir süreçten geçiyoruz ama bu süreç bize gerçekten o kadar kıymetli insanlar kazandırdı ki, her karanlıkta bir aydınlık olduğunu görmüş olduk. Karanlık yeterince aydınlık :) Kitabını “onurunu kaybetmeyen tüm tutsaklara…” ithaf etmiş. Umarım onurunu kaybetmeyen tüm tutsakların bir an önce özgürlüğüne kavuştuğu ve “Bizim Burada Ne İşimiz Var?” sorusunu sormayacağı günler çok yakındır. Bu düzenin dişlerini kıracağımız günlere...
Bizim Burada Ne İşimiz Var?Furkan Karabay · Tekin Yayınevi · 20264 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·70 syf.··
2026 117. kitabı
Bugün sizlere dertleşme tadında bir kitapla geldim. @kursad.taskin ’ın Gelgeç Çıkmazı adlı eseri, ilk bakışta hacmiyle küçük görünse de kapağındaki o sisli, loş sokak lambasının altındaki yalnız figür gibi insanı kendi derinliklerine çeken, oldukça yüklü bir dertleşme seansı sunuyor. Yazarın deneme ve kısa hikayeleri bir araya getirdiği bu kitap, dış dünyadaki somut çıkmazlardan ziyade, insanın kendi içine inşa ettiği o görünmez labirentleri ve duygusal tıkanıklıkları mercek altına alıyor. Karakterlerin isimler yerine K., S., N., U. gibi sadece baş harfleriyle simgeleştirilmesi, anlatılan hikayeleri bireysellikten çıkarıp hepimize ait kılmayı başarıyor; sayfaları çevirirken aslında yazarın başkasını değil, doğrudan bizim iç kırılganlıklarımızı, mahalle sıcaklığındaki o tanıdık ama bazen de boğan aidiyetlerimizi anlattığını hissediyoruz. Kitabın temel gücü, hayatın hızına yetişmeye çalışırken ıskaladığımız, ertelediğimiz ya da bakmaktan çekindiğimiz gerçeklerle bizi son derece naif, hüzünlü fakat asla umutsuzluğa sürüklemeyen samimi bir dille yüzleştirmesinde yatıyor. “Çıkmaz bazen yol değil, insandır...” cümlesinin hakkını verircesine, hayatı sadece başımıza gelen olaylar silsilesi olarak değil, bu olaylar karşısında büründüğümüz kimliklerle anlamlandırıyor. Nitekim yazarın da altını çizdiği gibi, hayat çoğu zaman ne yaşadığımız değil, yaşarken kim olduğumuzdur. Bu farkındalık, okuyucuyu hırpalamadan, adeta şefkatli bir dost eli gibi omzuna dokunarak bir iç hesaplaşmaya davet ediyor. Eserdeki insan ilişkilerine, vicdana, ahlaka ve aidiyete dair sorgulamalar ise gündelik hayatın tam kalbinden yakalanmış netlikte. Özellikle sevgi ve nefret arasındaki o ince, geçirgen çizgi üzerine düşünürken karşımıza çıkan “İnsan en çok sevdiğine kızar; çünkü ondan vazgeçmeye niyeti
Gelgeç ÇıkmazıKürşad Taşkın · Perseus Yayınevi · 202610 okunma
Şafak kulesi ve fırtınalar imparatorluğu çapraz okuma yorumu.
7/10
·692 syf.··
2026 149. kitabı
Fırtınalar İmparatorluğu Şafak Kulesi Bu iki kitabı ilk kez çapraz okuma yöntemiyle okudum ve şaşırtıcı şekilde hiç kopukluk hissetmedim. Hikâye tek bir kitapmış gibi akıyor. Aynı zaman diliminde, farklı cephelerde ilerleyen olayları okumak dünyayı daha geniş ve canlı hissettiriyor. Serinin başından beri hissedilen yavaş açılan anlatım burada da devam ediyor. Bölüm içinde tempo yüksek olsa bile büyük olay örgüsünün ilerleyişi ağır ilerliyor. Bu da garip bir duygu yaratıyor: Hikâyeyi seviyorsun ama okurken zaman zaman sıkılıyorsun. Karakter ilişkileri ise benim için en zayıf noktalardan biri oldu. Çiftler arasında anlatılan duyguların çoğu bana tam geçmedi. Aelin–Rowan ilişkisinde beklediğim çekimi hissedemedim. Rowan’ın bir fey erkeği olarak sahip olması gereken içgüdüsel, hayvani tarafı anlatıda sık sık söyleniyor ama sahnelerde yeterince gösterilmiyor. Aynı durum Aedion için de geçerli. Geçmişte anlatılan korkutucu general ünvanına rağmen gücünü gerçekten gördüğümüz sahneler oldukça sınırlı. Bunun yanında bazı dünyasal kurallar da tam netleşmiş değil. Fey, yarı fey ayrımı ve şekil değiştirme yeteneğinin hangi kurallarla işlediği zaman zaman belirsiz kalıyor. Editöryal süreçte de sorunlar var. Önceki kitaplara göre yazım ve harf hataları daha sık karşıma çıktı. Ayrıca iki kitapta da sürekli tekrar eden bazı kalıp ifadeler zamanla doğal etkisini kaybedip dikkat dağıtıcı hâle gelmiş. Ama tüm bunlara rağmen yazarın kurduğu büyük kurgu gerçekten etkileyici. Serinin başından beri yapılan en küçük iyilik bile yıllar sonra geri dönüyor. Hikâye adeta bir kelebek etkisi gibi işliyor; küçük bir seçim, ileride büyük bir sonuca dönüşebiliyor. Yazarın anlatım temposu bana zaman zaman fazla yavaş gelse de ters köşe yapma ve uzun vadeli bağlantılar kurma becerisi güçlü. Bu yüzden
Şafak KulesiSarah J. Maas · Dex Kitap · 20191,499 okunma
Fırtınalar İmparatorluğu ve şafak kulesi çapraz okuma yorumu.
8/10
·700 syf.··
2026 148. kitabı
Fırtınalar İmparatorluğu Şafak Kulesi Bu iki kitabı ilk kez çapraz okuma yöntemiyle okudum ve şaşırtıcı şekilde hiç kopukluk hissetmedim. Hikâye tek bir kitapmış gibi akıyor. Aynı zaman diliminde, farklı cephelerde ilerleyen olayları okumak dünyayı daha geniş ve canlı hissettiriyor. Serinin başından beri hissedilen yavaş açılan anlatım burada da devam ediyor. Bölüm içinde tempo yüksek olsa bile büyük olay örgüsünün ilerleyişi ağır ilerliyor. Bu da garip bir duygu yaratıyor: Hikâyeyi seviyorsun ama okurken zaman zaman sıkılıyorsun. Karakter ilişkileri ise benim için en zayıf noktalardan biri oldu. Çiftler arasında anlatılan duyguların çoğu bana tam geçmedi. Aelin–Rowan ilişkisinde beklediğim çekimi hissedemedim. Rowan’ın bir fey erkeği olarak sahip olması gereken içgüdüsel, hayvani tarafı anlatıda sık sık söyleniyor ama sahnelerde yeterince gösterilmiyor. Aynı durum Aedion için de geçerli. Geçmişte anlatılan korkutucu general ünvanına rağmen gücünü gerçekten gördüğümüz sahneler oldukça sınırlı. Bunun yanında bazı dünyasal kurallar da tam netleşmiş değil. Fey, yarı fey ayrımı ve şekil değiştirme yeteneğinin hangi kurallarla işlediği zaman zaman belirsiz kalıyor. Editöryal süreçte de sorunlar var. Önceki kitaplara göre yazım ve harf hataları daha sık karşıma çıktı. Ayrıca iki kitapta da sürekli tekrar eden bazı kalıp ifadeler zamanla doğal etkisini kaybedip dikkat dağıtıcı hâle gelmiş. Ama tüm bunlara rağmen yazarın kurduğu büyük kurgu gerçekten etkileyici. Serinin başından beri yapılan en küçük iyilik bile yıllar sonra geri dönüyor. Hikâye adeta bir kelebek etkisi gibi işliyor; küçük bir seçim, ileride büyük bir sonuca dönüşebiliyor. Yazarın anlatım temposu bana zaman zaman fazla yavaş gelse de ters köşe yapma ve uzun vadeli bağlantılar kurma becerisi güçlü. Bu yüzden
Fırtınalar İmparatorluğuSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20181,809 okunma
7/10
·168 syf.··
2026 88. kitabı
#morsandıktakiyazılar Kitap Adı: Yalan Roman Yazar Adı: Émile Ajar Çeviri: Roza Hakmen Sayfa Sayısı: 168 Kitap Türü: Roman Bu hafta okumak için Yalan Roman adlı kitabı seçtim. Buradaki yerel kütüphanede rastladım, daha önce gözüme takılmamıştı; belli ki yeni gelmiş. Yazar, farklı bir dille biraz insanları, biraz da kendisini eleştiriyor. Kitap, aidiyet duygusuyla başlayıp, insanın kendini bulma arayışıyla sona eriyor. Yazara göre dünyada birçok şey oluyor ve herkes, hiçbir şey yapmasa bile, dolaylı ya da doğrudan olan bitenlerden sorumlu. Émile Ajar'ın çok kendine has bir kalemi var. Düz ve alışılmış anlatımlardan uzak, zaman zaman karmaşanın içinde akıp gidiyor. Özellikle insanların ‘normal’ ve ‘mış gibi yaşayanlar’ olarak ikiye ayrıldığı bu dünyada, o keskin sınırı çizmesi etkileyici. Bu kadar spoiler yeter Kitaptan birkaç alıntı: Hepimiz birer artıyız. Aidiyet semptomlarım ne zaman başladı bilmiyorum. Kendimden kaçmak için her yolu denedim. Dünya düzenine karşıydım, belki de tüm dünya bana karşıydı. Zayıf bir bebekti ama verdiği umut kocamandı. Doktor, kendi ırkıma düşmanım ve kendimden de nefret ediyorum. Ama umut beni yiyip bitirmeyi sürdürdü. Dünya yeterince paranoyak olmayan insanlarla dolu. Çoğu öyküde hep büyümeyi reddeden bir çocuk vardır. Belki yazmak bana iyi geliyordu; bu sayede uzaklaşıyordum kendimden ve ırkımdan. Bu tarz kitaplara ara ara şans vermek gerek. Benden de bir not: Herkes dünyayı sorgular, ama asıl sorgulanması gereken; dünyaya geliş sebebimiz, görevimiz ve öğrenmemiz gerekenlerdir....Aylin Özgür
1000Kitap
Yalan - RomanRomain Gary (Emile Ajar) · Sel Yayıncılık · 2021455 okunma