Efsaneler ve Lanetler bittii. Seriye çok güzel başlamıştık ve benim ilk fantastik seri kitabımdı. 3. kitapta çok fazla ojumama isteğim gelsede 4. kitapta gerçekten düzeldi. Daha şimdiden boşluk hissetmeye başladımmm. Duygulandım ya gerçekten güzel bir seriydi. Seri hakkında konuşabiliriz diye de post yazmak istediimm.
Film şa-ha-ne bir şeydi...
Le Prenom/İlk İsim 2012 IMDB:7.3 Az oyunculu,sade tek mekanda geçen,fazlasiyla sahsi diyalogların olduğu ve kişilerin samimiyetinden sonra içsel hesaplaşmalarla dönen espirili sohbetin bir kisiler arasi hesaplaşmaya döndüğü tabiri caizse 'herkesin eteklerinde ne varsa döktüğü' bir aksam yemeğine döndü kimsenin yiyemediği bir akşam yemeği demek daha doğru olur. Bazen samimi bir ortam bile olsa bir birleri ile her anini paylaşan,yılların geçtiği bir ilişkiler bile olsa gizli kalmiş bir şeyler illaki oluyor. Dişariya çıkması ise hazmedilemeyecek bir durum olsa bile hayatın akışında olan bir durum haline gelebiliyor. Komedi dram aslında hayatımızın her anında var. Görmezden gelemeyiz. Bununla yaşayabilme sabrını, hatta bunlarla yaşamayı bilmeliyiz. Her ikili veya meclis ortamındaki ilişkilerde mukemmeli aramak yerine, ne kadar kaliteli doğru dürüst davranabildiğimizin öz eleştirisini yapabiliriz. Sanirim bu film biraz ayarlarınız ile oynayacak kesin ama kesin izleyin derim. Umarim.merak edip birisi izler. İzlerse çok sey kazanır izlemezsede bir sey kaybetmez farkındalığı daha az olir belki de o kadar.. Iyi seyirler sağlicakla kalin. Çok sey yazilir analiz edilir,eleştiri yapilir öyle bir film . Kitap gibi filmleri her zaman seviyorum... 📺->t.me/ordanburdantv/529
Dizi/Film
Reklam
Kendi Klasiklerimize Neden Bu Kadar Yabancıyız? Bugün “klasikler” denildiğinde zihnimizde çoğunlukla Batı düşüncesinin kurucu metinleri beliriyor. Şüphesiz bunlar insanlığın ortak mirasına ait eserlerdir ve okunmayı hak ederler. Ancak İslâm medeniyetinin asırlar boyunca ürettiği felsefî, hikemî ve irfânî klasiklere yönelik aynı dikkati gösterdiğimiz söylenemez. Hatta “okuyalım, çocuklarımıza da okutalım” dediğimiz klasikler söz konusu olduğunda, bu kavram çoğu zaman neredeyse otomatik biçimde Batı klasiklerini çağrıştırmakta klasik okuma tasavvurumuz büyük ölçüde bu minvalde sınırlanmaktadır. Klasikler, yalnızca geçmişte yazılmış metinler değildir. Bir medeniyetin varlık, bilgi, ahlâk ve insan anlayışının en yoğun biçimde billurlaştığı metinlerdir. Her medeniyet kendi kavramlarını, sorularını ve hakikat tasavvurunu bu eserlerde muhafaza eder. Bu nedenle kendi klasiklerine yabancılaşmak, yalnızca bazı kitapları okumamış olmak değil, kendi düşünce geleneğinin kavramlarına, meselelerine ve idrak ufkuna da uzak düşmektir. Bu bağlamda felsefe, hikâye, şiir ve ahlâk diliyle yazılmış bazı klasik eserlerimize hep beraber bakalım: Bu klasiklerin en temel ortak özelliği, en karmaşık metafiziksel ve ahlâkî hakikatleri dahi alegoriler, masallar ve yaşanmışlıklar gibi her seviyeden insanın okuyup 'vusatınca' anlayabileceği, kendi ruh dünyasına tatbik edebileceği edebi bir dille sunmalarıdır. Bunlardan "bazıları": 1. Sa'dî Şîrâzî (Ö. 691 / 1292) - Bostan ve Gülistan: Ahlâk, hikmet, siyaset ve insan ilişkilerini şiir ve hikâyelerle anlatan klasik edebiyatın başyapıtlarındandır. 2. Mahmud Şebüsterî (Ö. 720 / 1320) - Gülşen-i Râz: Vahdet-i vücûd, insan-ı kâmil ve metafizik hakikatleri özlü ve şiirsel bir dille ele alan tasavvuf klasiğidir. 3. Âşık Paşa (Ö. 733 / 1332) -
1000Kitap
İPEK YOLU MODA PROJESİ Dünyanın bilinen "Türk Desenli" İlk Pantolonu Alman Arkeoloji Enstitüsü'nün Avrasya Bölümü'nün Pekin şubesinin dünya çapında çok sayıda kurumla birlikte yürüttüğü bir araştırma projesidir. Araştırma, Doğu Asya'da 3.000 ila 1.000 yıl önce giyim ve mobilyalara odaklanıyor. 2013'ten 2016'ya kadar proje, "Nesnelerin Dili - Sosyal Gelişmeler Bağlamında Maddi Kültür" teklif çağrısının bir parçası olarak Federal Eğitim ve Araştırma Bakanlığı tarafından finanse edildi. Binlerce yıl önce ölen Tarım Havzası sakinlerini Batı Çin'deki müzelerde görenler onları asla unutmayacaktır. Aşırı kuraklık onları ve eşyalarını çürüme ve kayıptan kurtardı. Mumyalanmadılar, bu yüzden mumyalanmadılar, bandajlanmadılar veya Mısır'daki gibi bağlanmadılar. Yas tutanlar onu giydirdiler, yeni saçlarını yapıp son yattığı yere yatırdılar ve bugün hala yararlı ve değerli olduğunu düşündüğümüz şeylerle birlikte mezara gömdüler. Şeylerin özelliklerini ve etkilerini ne kadar yakından analiz edersek, o zamanlar insanlar için ne anlama geldiklerini daha iyi anlayabiliriz. Giysileri de korunmuştur. Giysiler erkeği yarattığı ve birçok kişisel özellik gösterdiği için, geçmiş bir çağdan insanlarla gerçekten tanışma izlenimi özellikle güçlüdür. Görünüşe göre tek yapman gereken onu uyandırmak. Prof.Dr.Mayke Wagner, 2019 *** Turfan Yanghai Sitesi Doğu Türkistan- (burada sürekli batı çin vurgusu yapılıyor oysa anılan tarihlerde buralar İskit-Saka,Hiung Nu (Hun) , Göktürkler ve Türk Boylarının egemenlik ve kültür alanlarıydı) -buluntuları giysi (binici pantolonu )ve eşyalar üzerinde desen ve motiflerin de Türk desenleri olduğunu yazmayı nedense unutuyorlar.Doğu İran Oxus Uygarlığı diyorlar ki aynı şeyleri tekrarlamaya gerek yok Oxus’un ötesi tarih boyunca İskitya-Turan-Türkistan
Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ'ın Bugün doğum günü (20 Haziran 1914) İYİ Kİ DOĞDUN MUAZZEZ İLMİYE ÇIĞ... 1914 doğumlu, çok değerli Muazzez ilmiye Çığ'ın bir konuşmasından... -Kurtuluş savaşını yaşadık. Lozan'ın heyecanını, yokluğun rezaletini. Sonra Cumhuriyet ilan edildi. Ve ülke, bambaşka bir çehreye bürünmeye başladı. Hepimizin arzusu bir an evvel, adam olup memlekete yardım etmekti. Çünkü çok ihtiyacı vardı. Hiçbir şey yoktu. Yol yok, fabrika yok, okul yok. O 15 yıl içinde yapılanları hatırladıkça, şaşkınlığa düşüyorum. -O gittiğiniz okullardaki gençlere de bunları mı anlatıyorsunuz? -Evet, çünkü anlamıyorsunuz. Çünkü sizler, var olana doğdunuz. Sümer çocukları gibi. Onlar da, ''Bu şehirleri Tanrı'lar kurmuş, biz de buralarda yaşayalım'' demiş, aynen sizin gibi. Herkes atıp tutuyor şimdi. O zaman yaşanan sıkıntıları bilmeden. Bizler kazandığımız şeylerin değerini biliyoruz çünkü zor elde ettik. Siz bunu ancak kaybettiğinizde anlayacaksınız. Yaşamı boyunca 1 İspanyol Gribi 2 dünya savaşı, 3 askeri darbe, 1 kurtuluş savaşı ve son olarak da Koronavirüs'e denk gelen Muazzez İlmiye Çığ Anısına Saygıyla
En çok da 3 şey yorar insanı; Affetmek, İçi yanarken susmak ve olmayacağını bildiği halde hayal kurmak. | C. Palahniuk
Reklam
Reklam