Üç Nokta

Yüzlerce arkadaş arasında bulunduğum halde, kendimin ne kadar derin bir yalnızlık içinde hissettigimi hatırlıyorum. Sonunda bu yalnızlığı da sevmeye başlamıştım ya… Bu ruh yalnızlığı içinde bütün geçmişimi gözden geçiriyor, her şeyi en ufak ayrıntısına kadar hatırlıyordum. Geçmişim üzerinde düşünürken kendimi amansız bir titizlikle suçluyor hatta bu yüzden bazen bana bu yalnızlığı bağışlayan alınYazıma şükran duyuyordum. Çünkü bu olmasaydı, ne böyle kendimi yargılayabilir ne de geçmişimi bunca titizlikle inceleyebilirdim.
Sayfa 352 - Türkiye İş Bankası Yayınları·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
“Biz de yaşıyoruz işte… Günahlarımızla tanrının göğü karartıp duruyoruz. “
Sayfa 263 - Türkiye İş Bankası Yayınları·Kitabı okudu
İşkencecilerden söz açmıştım. Çağımızda hemen hemen her kişi de bir işkenceci tohumu vardır. Ama bu hayvanca duyguların her insandaki gelişimi bir değildir. Bu duyguları diğer tüm duygularını örtmüş olanlar, korkunç, iğrenç insanlardır. İşkenceci ilerin iki çeşidi vardır: ilki, bu işi gönüllü yapan, öteki zorunluluktan yapan. Gönüllü işkenceci, şüphesiz her bakımdan öbüründen daha aşağılıktır. Oysa halk en çok ötekinden çekinir: hem de tiksinerek, dehşetle, hatta farkına varmadan mistik bir korku duyarak çekinir. Şu halde işkencecilerden birine karşı böyle, adeta esrarli bir korku duyulurken, ötekine karşı hareketine hak verecek kadar kayıtsızlık gösterilmesi nedendir acaba? Bazen çok garip örneklere rastlanıyor: çok iyi kalpli, çok namuslu, çevresinde saygı gören ama ceza görenin sopa altında bağırmaması, yalvarıp yakarmaması, merhamet dilememesinden hiç hoşlanmayan adamlar tanıdım. Cezalandırılanlar mutlaka bağırıp çağırıp merhamet dilemelidirler. Bu artık adet olmuştur; durumun icaplarına aykırı hareket etmek olanaksızdır.
Sayfa 245 - Türkiye İş Bankası Yayınları·Kitabı okudu
Toplum, işkencecileri küçük görür ama centilmen işkencecileri değil. Henüz pek yakında olumsuz bir düşünce ortaya atıldı ama bu kitap sayfalarında soyut bir fikir olarak kalmaktan öteye gidemedi. Düşünceyi ortaya atanlar bile ruhlarında yanan zorbalık sevdasını söndüremedi. Çünkü bazen her fabrikatörün, her müteahhitin, işçisinin bütün ailesiyle beraber sırf kendi elinde olduğunu görmekten iç gıcıklayıcı bir zevk aldığı oluyor. Bu bir gerçektir, çünkü bir önceki kuşaktan kalan mirastan kolay kolay vazgeçmesi mümkün değildir. Tıpkı insanın ama sütünden kanına, damarına işlemiş şeylerden öyle çabucak ayrılamayışı gibi. Dönüşümler öyle çabucak olmaz. Suçun büyük bir günah olduğunu yalnızca anlamak hiçbir şey ifade etmez; ondan tamamıyla vazgeçmek gerekir. Bu da o kadar çabuk olmaz.
Sayfa 245 - Türkiye İş Bankası Yayınları·Kitabı okudu
Kısacası, bir insana kendi benzerine fiziksel ceza verme hakkının tanınması topluluğun yaralarından biridir; bu yara bir yandan o topluluktaki Özü ve vatandaşlık duygusunu kemirirken Öte yandan önüne geçilmez bir düzensizliğe yola açar.
Sayfa 245 - Türkiye İş Bankası Yayınları·Kitabı okudu