Üç Nokta

Shakespeare der ki: "İnsan sevmeye başlayınca, yaşamaya da başlar."
Sayfa 32 - BENGİSU YAYINLARI·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Çoğu kişi acıdan kaçmak istediği için bir suç arar. Oysa acıyı çekmiş olan, ondan özgürleşir de.
Birisi bana bir şey verdiğinde ya da ben bir şey aldığımda, alınan ne kadar güzel olursa olsun bir isteksizlik duyarım. Bunu ben de eşdeğerli bir şey verene ya da ödeyene dek bir baskı olarak hissederim. Bu borcu, verme yükümlülüğü olarak yaşarım. Bu durumda mesela, kendimi ona borçlu hissediyorum, deriz. Borçlu olma baskısı altında eşdeğerli bir şey verdiğim ya da ödediğimde yükümlülük baskısından kurtulurum. Yükümlülüğün olmaması duygusunu hafiflik ve özgürlük olarak deneyimleriz. Yükümlü olmamak için almayı reddettiğimde de hafiflik ve özgürlük hissederim. Marjinal insanlar suçsuzluğun (borçtan özgür olmanın) böylesini oluşturur, almadan veren yardımcılar da. Ama bu özgürlük kişiyi yalnız ve yoksul kılar.
Birisi bana, karşılığını veremeyeceğim kadar çok iyilik yapar, çok fazla verir. Bunu kaldırmak zordur. O zaman da veren ve verdiklerine öfkelenerek kendimi korurum. Bu tür öfke sözgelimi çocukların ebeveynlerini suçlayışlarında görülür. Almanın, teşekkür etmenin ve kişinin kendi eyleminin yerine geçer, felç eder ve insanın içini boşaltır. Ya da ortaya depresyon, yani suçlamanın öteki yüzü olarak çıkar. Depresyon da almanın, teşekkür etmenin ve vermenin yerine geçerek kişiyi hareketsiz kılar, boşaltır. Ölmüşlere, ayrıldığım insanlara almayı ve teşekkür etmeyi ya da öfkenin üçüncü türünde olduğu gibi kendi suçumun arkasında durmayı borçlu kalmışsam, burada öfke, uzun süren bir yas dönemi olarak da ortaya çıkabilir.