Misyonununuzu, azmininizi yitirdiğiniz, kafanızın karıştığını, biraz yorulduğunuunuzu hissediyorsanız, o zaman psikolojinizyn içinde ruhunuza pusu kuran İblisi arayın. Onu iş üstünde göremez, duyamaz ya da yakalayamazsanız faaliyette olduğunu varsayın ve her şeyden önce uyanık kalın; ne kadar yorgun, ne kadar uykulu, gözlerinizi asıl işinize ne kadar çok kapamak istiyor olursanız olun.
Doğal algılamanın yitirilmesi ile ilgili en çarpıcı örneklerden biri, kuşaklarca kadında annelerin kadın olmanın en temel ve fiziksel yönü olan ay başı kanamasını öğretme, bunu hazırlama ve hoş karşılama geleneğini kızlarına aktaramamasıdır. Hem bizim kültürümüzde hem de başka bir çok kültürde, İblis mesajı öyle değiştirmiştir ki, ilk kan ve ardından gelen bütün kan döngüleri hayranlıktan çok aşağılanmakyla kuşatılmış bir hale gelmiştir. Bu milyonlarca genç kadının mucizevi bedenle ilgili miraslarını yitirmesine ve onun yerine ölmekte, hastalanmış ya da tanrı tarafından cezalandırılmış oldukları korkusuna kapılmalarına neden olmuştur. Kültür ve kültürün içindeki bireyler İblisin değiştirip çarpıttığı mesajı sorgulamadan almış ve onu çok daha fazla etkili olacak şekilde aktarmış ve böylece kadının duygusal ve cinsel olarak duyumlarının arttırdigi bu dönemini bir utanç ve cezalandırma dönemine çevirmişlerdir.
Kadınların hiçbir zaman akıtmadıkları okyanuslar dolusu gözyaşı vardır çünkü annelerinin sırlarını, babalarının sırlarını, erkeklerin sırlarını, toplumun sırlarını ve kendi sırlarını mezara götürmek üzere eğitilmişlerdir.
Yalnızlık, bazılarının inandığı gibi bir enerjisizlik ya da eylemsizlik hali değildir, tersine, ruhun vahşi erzaklardan alarak bize ilettiği bir nimettir.
Kadınların psikolojik ve ruhlarının da faaliyet ve yalnızlık, koşma ve durma, katılma ve uzak durma, arama ve dinlenme, yaratma ve kuluçkaya yatma, dünyaya ait olma ve ruhun mekanına geri dönmeye ilişkin kendi döngü ve mevsimleri vardır.