Pek kıymetli Seray Şahiner’in özellikle kadın karakterleri konuşturmadaki ustalığı ile Vatan Millet Samatya’da yeniden buluşmak şahane!
İki kahramanlı bir kitap desek yanlış olmaz sanırım Vatan Millet Samatya için. Ne tam içerde ne de tam dışarda olan bir kız çocuğunun günlüğünü okur gibi başlıyoruz metne. Fonda değişen bir ülke (ya da tam tersi belli aralıklarla kendini tekrarlayan mı demeliyim?) var.
İlk bölümde Melek’in anlatımına şahit oluyoruz. Nelerden mi bahsediyor? Ailesi, mahallesi, okulu ve hayatı anlamlandırma hevesi okuyucuyu hemen kitaba bağlıyor.
İkinci bölümde ise kızı İnci’nin, annesinin ayak izlerinden giderek taşıdığı anne-kız mirasını görüyoruz.
Çok sert konularla harmanlanan bu hikayenin en güçlü yanı, Seray Hanım’ın mizahı elbette. Öyle ki bazı yerlerde “Bu kadar komik olmamalıydı” diye kahkahamı bastırdığım bile oldu.
Ekonomik sıkışmışlık, kadın olmanın zorlukları ve bir çocuk karakterin düşüncelerinden acı bir tebessüm kalıyor sayfalar ilerledikçe.
Samatya’nın atmosferi de kitabın ruhunu tamamlayan önemli bir unsur. İstanbul’un giderek değişen, dönüşen ama yine de ruhunu koruyan bir semti olarak karakterlerin iç dünyasına ayna tutuyor. Komşuluk ilişkileri, mahalleliyle kurulan bağlar ve ağır hasarlı aileler çarpıcı bir dille aktarılmış.
Öyle hayatın kenarından değil, tam içinden yazılmış bir kitap. Hatta ‘içinde kalmasın’ diye yazılmış bile olabilir, kim bilir.
Sonuçta ‘Birine anlatırsam o hatırladıkça ben de unutamam.’
Okuyanı bol olsun…