Kızıla Boyalı Saçlar

7,5/10  (51 Oy) · 
221 okunma  · 
32 beğeni  · 
2.739 gösterim
"Taksitle kitap sattığı bir kız vardı. Ona ha bire kitap götürüyordu ama o hiç ödeme yapmıyordu. Bir sabah Aleka'nın, yirmi bin drahmiden fazla tutan kitap alışverişi yaptığının farkına vardığında durumun ciddiyetini anladı. 'Aleka neler oluyor? Babana birkaç kuruş vermesini söylesene,' dedi. 'Benimle evlen, ödeşelim. İster misin?' dedi Aleka da. Bu dünyada her şeyi doğal karşılayan Luis kabul etti. 'İsterim,' dedi."

14 yıl önce Türkçede ilk yayımlandığında kısa sürede en çok okunan kitapların başına yerleşen, yine kısa sürede 100.000'den fazla okura ulaşan Kızıla Boyalı Saçlar'ın sıradışı kahramanı Luis, kendini özgürlüğe adamış, bir insana, bir işe, bir yere kesinlikle bağlı kalmak istemeyen, kafasına eseni yapan, hayallerinin peşinden koşan sevimli bir serseri.
Zorbalar, serseriler, fahişeler, genelevler, kenar mahalleler, gecekondular, erkek delisi kadınlar, kadın delisi erkekler, üçkâğıtçılar, küçük burjuvalar, eski solcular, dolandırıcılar bu kitabın dokusunu oluşturuyor. Bir dönemin ve insanlarının resmini çizen Kızıla Boyalı Saçlar; okuru kışkırtıyor, gözlerini gerçek hayata, hayatın gerçeklerine çevirmesini sağlıyor. Yalın ve mizah dolu bir anlatım; egemen sisteme ve sistemin savunucularına, benimseyenlerine karşı gözü pek, alaycı, sert bir eleştiri.

Yazarının tanımıyla "Kızıla Boyalı Saçlar insan özgürlüğüne yazılmış bir övgü." Her birimiz içimizden Luis gibi olmayı biraz arzular, ama onun gibilere imrenmekle, öykünmekle kalmaz mıyız?
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2014
  • Sayfa Sayısı:
    456
  • ISBN:
    9786054927593
  • Çeviri:
    Kosta Sarıoğlu
  • Yayınevi:
    Kırmızı Kedi Yayınları
  • Kitabın Türü:
tabula rasa 
24 Eyl 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

bazı bölümleri defalarca okuduğumu ve her bölümün farklı bir kitabı çağrıştırdığını itiraf edeyim öncelikle. özgürlük üzerine adıyla içine kapandığımız kafesi keşfetme duygusu uyandırıyor. luis'in seçtiği "yaşama" biçimi kaçak göçek, sorumsuzca ve pratikte uygulanmaz olabilir ama o yaşatması gerekenin hayat değil de kendi olduğunu vurgular her devinimiyle. kendimiz için seçtiğimiz yaşam adacığı gerçekten bize mi ait yoksa tapusu başka ellerdeyken ruhumuzu kiraya mı verdik. "...Ormana gittim çünkü bilerek yaşamak istedim.. yaşamın yalnızca asıl gerçeklerine yönelmek ve öğretmiş olduğu şeyleri öğrenip öğrenemediğini görmek için ve bir de ölüm kapımı çaldığında , aslında hiç yaşamamış olduğumu düşünmemek için gittim ormana.. " der Henry David Thoreau. Ormana çıkan kestirme yollardan biri bu kitap. Yazarın cinselliğe teşne anlatımına gelince sadece bu yönüyle ele almak saçma olur. bunu da arayışın bir parçası ve aracı olarak kabul etmek gerekir