Cumhuriyet döneminde kaldırılan fesin biçiminden farklı, bugün Fransızların, İngilizlerin, Amerikalıların sivil ve askerlerinin giydiği bereye benzer. Aslında Avrupa'da, Fransız Devrimi zamanından önce ve bu devrim zamanında yayılmıştı. Pek muhtemel olarak Dalmaçya'dan İtalya'ya, oradan Fransa'ya, oradan da Kuzey Afrika'ya geçmişti. Yani İslâm uygarlığı ile hiçbir ilgisi olmayan bir başlıktır.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Mehmet Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa da bir Fransız gazetecisine verdiği demeçte, kıyafet konusunda şöyle bir eleştiride bulunmuştu: "Bâb-ı Âlî, sivilizasyonu ters taraftan alıyor. Bir milleti kalkındırmanın yolu ona apolet ve dar pantolon giydirmek değildir. Kıyafet, topal bir insanı dimdik bir insan yapmaz. Kıyafetten başlayacaklanı yerde önce halkın kafasını aydınlatmak gerekirdi. Bize bakın; biz her çeşit okul açtık. Gençlerimizi Avrupa'ya gönderiyoruz. Biz de Türküz; fakat biz, bize yön verecek güçte olan uzmanların tavsiyelerini dinleriz".
Hanefi müftüye göre karantina şeriat açısından yalnız câiz değil, üstelik vacipti. Malikî müderrislerine göre ise "karantina Tanrı'nın kaza ve kaderinden kaçmaya kalkışmak" demek olduğundan dine aykırı idi.
II. Mahmut zamanında ilk ve ortaöğretimde temelli bir yenilik ve gelişme olmamıştır. Bu alan sözü geçen din adamlarının gözünde bilgisizlikle savaş, kişilere Müslümanlık'ı öğretmek, sûre ezberletmek, hafız yetiştirmek idi. Koca bir imparatorluğa gerekli okur yazar hükümet adamı yetiştirmek için Sultanahmet'te bir okul kurmakla yetinilmesi bunların dünyanın ne denli cahili durumuna geldiklerini gösterir. Ulemâyı "halk cehaleti" diye endişelendiren şey, esnaflığın gittikçe Bektaşileşme eğilimi idi. İlköğretim, halkı yeniden Müslümanlığa kazandırmalı idi.