Kişi, müşterek gelenekler içindeki ve gelenekler arasındaki farklılıkların ve çatışmaların şiddet ve baskı zemini hâline gelmemesi için manevi ve entelektüel cihat içinde olmak zorundadır.
Dinler şiddete davet etmezler. Dinî öğretiler özünde barış yanlısıdır; gök ve yeryüzü, Yaratan ve yaratılan arasındaki metafizik ahengi yeniden tesis etme amacını güderler. Ancak bazı dini öğretiler ve hisler, siyasi kazançlar uğruna şiddeti tahrik etmek üzere istismar edilir. Din adına şiddete başvurulur fakat din şiddete müsamaha göstermez. Sekülarizm taraftarının dine karşı ileri sürebileceği tek geçerli eleştiri, dinlerin kendilerini böyle istismar ve sistimallerden koruyacak etkili yöntemler geliştirmedikleridir.
Aydınlanma düşüncesinin Hume, Hobbes, Voltaire, Diderot, Kant yahut Hegel gibi isimleri İstanbul, Kahire yahut Allahabad'a ellerinde felsefe ve bilim kitaplarıyla gelmediler. Aydınlanma düşüncesi İslam dünyasına Avrupa'nın işgal ordularıyla birlikte geldi. Beyaz adamın silah ve barutunun arasına sıkıştırılmış birkaç felsefe ve edebiyat kitabı sömürgeciliği masum kılmıyor.
"Dünyevi olmak" anlamında sekülerlik İslam toplumlarında karşılık bulmamıştır çünkü dünya dediğimiz maddi gerçeklik din tasavvurunun dışında değildir. İnançlı insan dini için dünyasını, dünyası için de dinini heba etmek gibi bir ikilemle karşı karşıya değildir. Din ezdinde iyi olan, dünya için de iyidir.