Kitle imha silahlarını, atom bombasını, biyolojik silahları, toplama kamplarını, soykırımları meşrulaştıran, üreten ve uygulayan akıl, son iki asırdır aydınlandığını, dogmatizmden kurtulduğunu ve bilimi esas aldığını söyleyen akıldır.
İnanç, irrasyonel ve şiddet yanlısı olmadığı gibi Aydınlanma'nın seküler-hümanist ütopyası da aklın, barışın, çoğulculuğun ve hoşgörünün garantisi değildir.
Kuantum devrimiyle katı olan her şey akışkan hâle gelirken bugün dijital devrimle akışkan olan her şey buhar olup uçmakta ve sanal bir algoritmaya dönüşmektedir. Tutunacak dal diye uzandığımız şeylerin birer ekran görüntüsü, avatar, kod, yazılım, imge ve yanılsama olduğunu fark ettiğimizde iş işten geçmiştir. Artık biz Matrix'in içinde değiliz, Matrix bizim içimizde.
Kendine yabancılaşmış, yaptığı işin anlamını dahi bilmeyen yüz milyonlarca insan her sabah modern haz ve hız kültürünü yeniden var etmek için işe koşturur, birtakım görevleri yerine getirir, mesaisini tamamlar ve akşam evine geri döner.
Çağdaş haz, hız ve tüketim kültürü hayatımızı kolaylaştırmıyor; onu yapay, yüzeysel, ruhsuz, anlamsız ve değersiz hâle getiriyor. Küçük büyük, maddi manevi ne şekilde olursa olsun ancak el emeği, göz nuru olan işler, ruhumuzu kattığımız işlerdir. Insanın maddeye kattığı şey bir başka madde değil; ruhtur, anlamdır, değerdir. Bu ise ancak insanın ortaya bir emek, çaba, gayret koymasıyla mümkün olur.