Tayfur SAKALLI

"Tarih-i kadim" şairi Tevfik Fikret, dine değil İslâm devleti görüşüne saldırıyordu. Devlet-din bileşimi görüşlerinde hiçbir değişiklik geçirmeyen İslâmcılar, 1908 Devrimi'nin getirdiği düşünce özgürlüğü ortamı içinde onun görüşüne Protestanlık görüşü olarak saldırdılar. Fikret buna şiirine "Zeyl" olarak yazdığı yeni bir şiirle daha şiddetli bir karşılık verdi. Fikret, yalnız dincileri değil politikacıları da kendine düşman ettiğinden, ölümüne kadar olumsuz bir çevrenin düşmanlığı içinde yaşadı.
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Batılılaşma görüşüne göre devlet, din ölçülerinden arınmış çağdaş bir devlet değildi. İslâmlaşma görüşüne göre gerçek bir İslâm devleti değildi. Türkleşme akımına göre ulusal bir devlet değildi.
Alıntı
Türk, Türkçe konuşur, çağdaşlaşayım diye Fransızca ya da Almanca, İngilizce konuşmaz. Dil, kültürün en önemli hazinesidir. Demek ki, Türk ulusal kültürünün geliştirilmesi olmaksızın, çağdaşlaşma da olamaz.
Alıntı
Bir toplumun yönünü etkileyen yararlılık ya da akıl ölçüleri değil, değerler ve ülkülerdir. Ülküler, toplumun özlemlerinin görüntüsüdür. Şu halde, asıl sorun yarar ya da akıl ölçütleriyle kararlaştınlacak ıslahat programlarını tepeden zorlamakla çözümlenemez. Toplumun içindeki özlemleri bulup çıkarmak gerekir. Bu özlemler toplumun, kendi deyimiyle "ma'şeri tasavvurları"nda belirir.
Alıntı
Hıristiyanlık, Avrupa birliği yaratan monolitik bir din olmaktan çıkmıştır. Çağdaş dünya, ancak ulus birimlerinin ve ulus devletlerinin tanındığı kültür birimleridir. Bunun anlamı şudur: Batıcıların özlediği gibi, Batı uygarlığına katılmak, Batı uluslarının kültürlerini almak demek değildir. Bu anlamdaki Batıcılık yalnız aldatıcı olmakla kalmaz, bir Türk ulusunun, bir Türk kültürünün gelişebilmesi açısından da zararlıdır.
Alıntı