Abdülhamit dönemi aydınlarının devrimciliği o denli kişisel muhayyilelerin
içinde saklı tutulmuştu ki, Abdülhamit'in en usta hafiyelerinin dürbünleri, mikroskopları bile onlanın varlığını keşfedememişti.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Abdülhamit rejimi, toplumu dış dünyaya karşı kapamaya çalışırken, dış dünyanın kendisi gelip bu toplumu etkileyecek duruma geçiyordu. Bu etkilerin niteliği, genişliği, derinliği, yöreden yöreye değiştiği gibi, toplum sınıflarına ve tabakalarına göre de değişikti. İç Anadolu'da yüzyıllardır reâyâ olarak yaşayan köylü bile bu etkilerin dışında kalamamıştır. Şehirlere akan nüfus, bu merkezlerde yeni bir sanayi uygarlığının işçi sınıfını meydana getirmekten ziyade, ayak satıcısı, bekçi, kapıcı, hamal, hizmetçi ve dilenci yığınlarını oluşturuyordu. Bunlar siyasal hayatta ne temsil edilirler, ne de siyasal bir varlık olarak tanınırlardı.
Siyasal bir güç olmaktan çıkan Müslümanlar dinlerini de yitirme tehlikesi karşısındadırlar. Müslümanların çağdaş bir varlık haline gelebilmeleri ancak dine dayalı bir birlik olmalarına, eski uygarlıklarını diriltmelerine bağlıdır. Bu birliğin sembolü hilâfettir. Eskiden Abbasi hilâfeti zamanında İslâm uygarlığı Charlemagne'ın Avrupa uygarlığından üstündü. Şimdi gene Avrupa uygarlığının karşısında öyle bir güç olabilirdi.
Pan-İslâmcılık'ın ana fikirleri şunlardır: Hilâfet, sadece ruhanî bir egemenlik değil, aynı zamanda siyasal bir egemenlik, İslâmlık'a özgü bir devlet biçimidir. Bütün Müslümanlar, ülke, din, renk farkları üstünde yalnız bir inanç kardeşliği değil, bir "millet" oluştururlar. İslâmlık, Hıristiyanlık'ta olduğu gibi sadece dinsel değil, siyasal bir bütündür. Avrupa uygarlığı gibi bir İslâm uygarlığı vardır. Bu uygarlıktaki İslâm milletinin geri kalışı, Avrupa devletlerinin karşısında parçalanmalarının sonucudur.
Gerçekte, İslâm uygarlığının sayılan katkı ve başarılanı, islâm kelâmcılarının ve şeriatçılarının dehrî, zındık, mülhit saydıklanı kişilerin ve çevrelerin eserleridir.