8/10
·183 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2026 00:00
Sırtı kambur, yüzü çomar Kazbek ordan oraya savrulurken yolda Abrek ile karşılaşır ve peşinden onun köyüne gider. Bir emanet alır. At uşaklığı ile başlar hayatı bu köyde. Kimsesiz girdiği bu köyde bir aile olarak kök salar. Hazin bir varoluş hikayesi sizleri bekliyor.
UşakGüner Dinçaslan · İzmir Çerkes Kültür Derneği Yayınları · 20222 okunma
Kanadımdaki Deniz #nihantemiz
9/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
Kanadımdaki Deniz #nihantemiz #cançocukyayınları #okudumbitti #okuyucuyorumu Herkese selam Bugün kitaplarını severek okuduğum #dr.nihantemiz 'in kaleminden "Kanadımdaki Deniz " in yorumuyla karşısındayım Konusu: "Denizi olmayan şehirde martı ne gezer! Kanat, Akça, Pakça, Camgöz ve Çomar:Martıköy’ün mutlu martıları... İyi kalpli balıkçıları ve bereketli deniziyle neredeyse bir cennet olan köylerinde, bir gün beklenmedik şekilde aç kalan martı dostlar, çareyi Şimşek adlı meraklı bir martının peşine takılıp balık kamyonunu izlemekte bulurlar. Kanatlarındaki deniz kokusuyla dağları, gölleri, ovaları aşan martılar, sonunda denizden çook uzak, kocaman bir şehre, hem de bir balık haline geldiklerinde, maceranın daha yeni başladığının farkında bile değillerdir!" Yorum: Martıköy'ün martılarının maceraları çok ama çok güzeldi. Aldıkları kararlar, yaşadıkları olaylar beni alıp götürdü. Sonu ise hem güzeldi hem de özeldi Ben çok sevdim Yazarın kalemine, yüreğine ve emeklerine sağlık Benden şimdilik bu kadar Hepinize keyifli okumalar ve bol kitaplı günler dilerim sevgili kitap kurdu dostlarım benim :)
Kanadımdaki DenizNihan Temiz · Can Yayınları · 201617 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
7/10
·480 syf.··
2025 86. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2025 15:59
Yazarımız "George H. Hepworth" çalıştığı gazete tarafından Anadolu'daki Türkler ve Ermeniler arasından gerilimi bizzat 2.Abdülhamit tarafından izin alınarak tarafsız bir şekilde yerinden gözlemleyip bunu gazetesinde yazmasını için gönderilen Amerikalı bir süt kuzusu gazetecisi. Kitap boyunca sözde sürekli ben çok tarafsızım diye kendini övüp dursa da kitabı okuduğundan tarafsızlığını sağlayamadığını çok rahat bir şekilde gözlemleyebiliyoruz. Bir Ermeni ile karşılaştığında, Ermeni ne kadar bilgili, hoşgörülü, yüce insanmış gibi davranıyor, bir Türk ile kartlaştığında ise Türk'e cahil, barbar, çomar gibi davranıyor. Bakın yıl 1987. Yer Anadolu'nun ortası. Beyefendi nelerden şikayet ediyor önek vereyim: Şehirde otel yokmuş, Türkler yer sofrasında yemek yiyormuş, bununla kalmamış aynı kaseden çorba içiyormuş. Bak bak, ne zor koşullarmış bunlar. Zavallı Türkler arasında yemek yerken aç kalıyormuş. Kitap boyunca Türkleri şöyleymiş, böyleymiş mır mır edip duruyor. Bizim övdüğü tek bir unsur var. O da atlarımız bindiği en iyi atlarmış. (Ne kadar Türk övme oldu bu ayrı mesele.) Kitabın ana konusu olan Emeni-Türk gerilimin gelince, aslında konu hakkında çok şey yazmamış. Belki de beklediği olayları bulamadığında olsa gerek. Yine de konuyla ilgilenenlerin çok büyük beklentiye girmeden okuyabileceği bir kitap.
Sözde Ermeni Soykırımı...
At Sırtında ErmenistanGeorge H. Hepworth · Yeditepe Yayınları · 20242 okunma
8/10
·412 syf.··
2025 11. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2025 21:37
Kitaba beklentisiz başladım ve beğendim ama büyük bir beklentiye başlasaydım beklentilerimi biraz yetersiz bırakırdı. Yani kimin ihanet edeceğini kimin bize oyunlar oynadığını falan hepsini doğru tahmin ettim. Büyük ihtimalle yazar fazla belli ettiği için doğru tahmin ettim çünkü adeta karaktersiz karakterler biz seni kandıracağız diye bağırıyorlardı. Bir Oak olayına şaşırdım onun dışında öyle dumura uğradığım sahneler yoktu. Birde ölen ölene yeminlen. Sanki böcek öldürüyorlar jdjdjdj. Yani bu karakter bu kadar kolay mı öldürüldü falan dedim. Olayların akışını beğendim. Jude karakterini beğendim. Tamam fazla güç delisi hatta fazla başına buyruk hatta ve hatta birazda bencil ama ne bilim ya ben sevdim. Diğer karakterlere kendini ezdirmek istemeyişi, asiliği, yıkılmak ne bilmeyişini sevdim. Jude'un ikiz kardeşi Taryn'dan ve pis çomar Locke 'dan nefret ettim. Çok itici, yüzsüz ve kalleşler. Zaten Locke'un adını ilk duyduğumda bile bir bokluk olacağını sezmiştim. Taryn ve Locke tam birbirlerini bulmuşlar. Vallahi Jude Locke'tan kurtulduğu için göbek atsa yeridir. Onun dışında Cardan'ı ne sevdim ne sevmedim. Ona karşı nötrüm. Umuyorum ki ikinci kitap daha güzel ve beklenmedik olur.
Zalim PrensHolly Black · Dex Kitap · 20182,342 okunma
9/10
·1025 syf.··
Beğendi
·
2025 70. kitabı
karamazov kardeşler pide salonu Karamazovlar’ı Dostoyevski’nin zirvesine hatta cahilliğimden cüret alarak edebiyat tarihinin zirvesine koyarak başlamak istiyorum. Bu noktada Suç ve Ceza’yı öne atarak itiraz edenler olacaktır ki bana kalırsa bu iddiada bulunanlar henüz Karamazovlar’ı okumayanlardır. Ecinniler de Raskolnikov karakterini şöyle böyle içinde barındırdığından Suç ve Ceza’dan daha dolu bir kitaptır. Ama hepsinin üstüne, Dostoyevski’yi bugüne taşımış ve yarınlara taşıyacak olan bu bin sayfalık dev eseri koymak gerekir. Ömrünün son yılları hariç neredeyse hiçbir zaman iki yakasını bir araya getiremeyen Dostoyevski, Ecinniler’i planladığı dönemde, bir arkadaşına,”geçim derdim olmasa ben de Turgenyev, Tolstoy, Gonçarov gibi yüzyıllar sonra bile hatırlanacak eserler yazabilirdim, onlar benden çok mu yetenekli sanki!”diye yazmıştır. Suç ve Ceza’yla çok büyük bir ün yakalamıştı ama gel gelelim ardından gelen Budala kimsenin ilgisini çekmedi. Hatta, iyi ki varlar dediği eleştirmenler bile aşk romanı görünümlü bu kitabı görmezden geldiler. Ardından Ecinniler’in yayınlanmasıyla, Dostoyevski; düşmüş, yeteceğini kaybetmiş, zırvalayan bir yazar olarak ilan edildi. O dönem Rusya, Turgenyev’le büyüleniyordu ve dönemi karikatürize edip hepsiyle açık açık dalga geçen bu kitap kimsenin hoşuna gitmemişti. Hakkında idam kararı verilmiş, kürek cezasına çarptırılmış bu düzen karşıtı adam ne ara Çar yanlısı ( bizim deyimimizle “çomar”) oluvermişti!! Yavaş yavaş iki yakası bir araya gelen Dostoyevski, en büyük eseri “Karamazov” için çalışmaya başladı. Karakteri kesinleştirmek için dönemin ünlü yazarlarının sığındığı manastırlara bile gitti. Üç yıl süren çalışmanın ardından, Dostoyevski hak ettiği üne kavuşmuş oldu. Karamazov’lar onu zirveye taşımıştı. Belki de en nefret ettiği
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,4bin okunma
Puan vermedi·1025 syf.··
2024 3. kitabı
karamazov kardeşler pide salonu Karamazovlar’ı Dostoyevski’nin zirvesine hatta cahilliğimden cüret alarak edebiyat tarihinin zirvesine koyarak başlamak istiyorum. Bu noktada Suç ve Ceza’yı öne atarak itiraz edenler olacaktır ki bana kalırsa bu iddiada bulunanlar henüz Karamazovlar’ı okumayanlardır. Ecinniler de Raskolnikov karakterini şöyle böyle içinde barındırdığından Suç ve Ceza’dan daha dolu bir kitaptır. Ama hepsinin üstüne, Dostoyevski’yi bugüne taşımış ve yarınlara taşıyacak olan bu bin sayfalık dev eseri koymak gerekir. Ömrünün son yılları hariç neredeyse hiçbir zaman iki yakasını bir araya getiremeyen Dostoyevski, Ecinniler’i planladığı dönemde, bir arkadaşına,”geçim derdim olmasa ben de Turgenyev, Tolstoy, Gonçarov gibi yüzyıllar sonra bile hatırlanacak eserler yazabilirdim, onlar benden çok mu yetenekli sanki!”diye yazmıştır. Suç ve Ceza’yla çok büyük bir ün yakalamıştı ama gel gelelim ardından gelen Budala kimsenin ilgisini çekmedi. Hatta, iyi ki varlar dediği eleştirmenler bile aşk romanı görünümlü bu kitabı görmezden geldiler. Ardından Ecinniler’in yayınlanmasıyla, Dostoyevski; düşmüş, yeteceğini kaybetmiş, zırvalayan bir yazar olarak ilan edildi. O dönem Rusya, Turgenyev’le büyüleniyordu ve dönemi karikatürize edip hepsiyle açık açık dalga geçen bu kitap kimsenin hoşuna gitmemişti. Hakkında idam kararı verilmiş, kürek cezasına çarptırılmış bu düzen karşıtı adam ne ara Çar yanlısı ( bizim deyimimizle “çomar”) oluvermişti!! Yavaş yavaş iki yakası bir araya gelen Dostoyevski, en büyük eseri “Karamazov” için çalışmaya başladı. Karakteri kesinleştirmek için dönemin ünlü yazarlarının sığındığı manastırlara bile gitti. Üç yıl süren çalışmanın ardından, Dostoyevski hak ettiği üne kavuşmuş oldu. Karamazov’lar onu zirveye taşımıştı. Belki de en nefret ettiği
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,4bin okunma