Gördüğü her linol baskı portreyi Che zanneden commandanteler!
(Başlık Che fanlarına ithafen; ) Emiliano Zapata ölmeden önce kardeşi Ufemio ve diğer dava arkadaşlarını başucuna toplar ve şöyle der: “Yoldaşlar! Hayatım bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçiyor; geçiyor geçmesine de diğer efsanevi liderler gibi ölüm öncesi karizma bir söz bulamıyorum..” Okuma yazma bilmeyen Commandante [Latin Amerika’daki tüm devrimci yapıların liderliğinin SubCommandante (komutan yardımcısı) olarak isimlendirilmelerinin nedeni, tek bir commandante’nin olduğu, onun da Emiliano Zapata olduğudur] belki edebiyat tarihine geçecek kadar şatafatlı, şaşaalı, janjanlı bir söz söylememiştir ama ölmeden önce haykırdığı “Toprak ve özgürlük!” cümleciği Zapatistaların yüzyılı aşkın süren direnişlerinin su götürmez en sade özetidir. Kar maskesi için “Tanınmak için takıyoz abi” diyen karizma lider SupCommandante Marcos şöyle der: “Direnişimizin merkezi, ayaktabanlarımızın bastığı yerin ta kendisidir.” (Kendisini büyük bir saygıyla selamlıyorum..)
Yerini Bulmamış Düş'ünce
Mine Kırıkkanat: Geçen Çarşamba günü Kadıköy-Beşiktaş seferini yapan 15:15 vapuruna bindim. Alt arka salon yolcuları arasındaydım. Vapur kalktıktan kısa bir süre sonra, üç gencin oturduğu köşeden caz notaları yükseldi. Delikanlının biri gitar, öteki saksofon, genç kız ise mızıka çalıyordu. Ankara’nın Bağları türküsünü, başarılı bir caz yorumuyla çalıp söylemeye başladılar. Keyifle dinliyorduk. Ansızın ızbandut gibi bir çımacı girdi içeri. Hiddetli adımlarla gençlerin yanına gidip, bir şeyler söyledi. Gençler müziği kesti, ama kütük yasakçılara da şerbetli görünüyorlardı. Gitar çalanın, “Para toplamıyoruz ki, müzik ve şarkı da mı yasak?” diye sorduğunu duydum. Ansızın bir erkek yolcu fırladı kalktı yerinden. “Bu da mı yasak?” diye sordu, çam yarması vapur görevlisine. “Bu da mı?..” Bir başka yolcu, oturduğu yerden, “Biz şikâyetçi değiliz, canımız isterse para da veririz, sana ne?” diye bağırdı, kendisinden iki kat iri çımacıya. *** Derken, inanılmaz bir şey oldu, itiraz eden ilk yolcu, türküyü kaldığı yerden alıp, avazı çıktığı kadar bağıra bağıra söylemeye başladı: “Ankara’nın bağları da Büklüm büklüm yolları Ne zaman sarhoş oldun da Kaldıramıyon kolları!...” O ana kadar sessiz kalan kadınlar, erkekler, türküyü alkışlar eşliğinde, hep bir ağızdan söylemeye başlamasın mı? Yer yerinden oynuyordu. İçeri girerken afrından tafrından geçilmeyen çımacı, epeyce şaşkın ve ürkmüş, çıkıp gitti. Yolcuların, “Çalın çocuklar, çalın!” diye teşvik ettikleri genç müzisyenler, Ankara’nın Bağları’nı bitirip, Commandante Che Guevara ağıtına geçtiler. Salona, dokunanı çarpacak bir öfke egemendi. Kimi sözlerini bilmediği şarkıya “nını, nını” diye eşlik edip el çırparken, kimileri de yüksek sesle verip veriştiriyordu: “Mevlüt okusalar yasak değil tabii!”, “Suriyeli dilencilerin
İnsan ve Duygular
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Great Commandante
Siz benim ceketimi bile asamazsınız!
Özgürlüğün en büyük düşmanı, halinden memnun olan kölelerdir.....! 9 Ekim 1967 'de ölümsüz olan Che Guevara saygıyla anıyorum. Commandante #CheGuevara 🙏🌹
1000Kitap
İYİ Kİ DOĞDUN COMMANDANTE youtu.be/SSRVtlTwFs8
1000Kitap
Commandante,ye övgüler...
Ernesto Guevara çağımızın en mütekamil insanıdır. Jean Paul Sartre.