Boğucu bir annesi olan ve kadınları kontrol etme ihtiyacı hisseden bir erkeğin annesinin tam tersi bir kadına çekim duyacağı düşünülebilir. Oysa sıklıkla yaşanan, bu erkeğin güçlü bir kadına mıknatıs gibi çekim duyması ve onu zayıflatmaya çalışmasıdır. Yaptığı şey, eski aile geçmişini yeniden yazıp sonucun daha iyi çıkmasını sağlamaya çalışmaktır. Eğer güçlü bir kadını kontrol ederse, kendisine, babasından daha erkek olduğunu kanıtlayabilecektir. Babasının savaşmaktan korktuğu muharebeyi kendisi kazanacaktır.
Çocuklar her ebeveynden farklı şeyler beklerler. Geleneksel olarak anneden çocuklarını koruması ve savunması beklenirken, baba genellikle nasıl davranırsa davransın onu saygı ve sadakat görmeye layık gibi gösteren rollerdedir ve evin reisi, evi geçindiren birincil kişi, sorun çözücü ve disiplin mercii olarak görülür. Pek çok istismara uğramış çocuk, yaşadıkları istismar için babalarını suçladıkları kadar, hatta ondan daha fazla annelerini suçlar. Bir oğlan çocuğunun babasıyla özdeşlemeye duyduğu ihtiyaç da buna eklenince, babası gaddar biri olsa da babasında hata bulması daha da zorlaşır. Oysa çocuk kendisini istismardan korumadığında annesine öfkelenmekte özgürdür çünkü anneden tüm sevgi ve güvenin asıl kaynağı olması beklenir.
Mantık şöyle işler: “Bu kadar harika biri olma kapasitesi varsa, işlerin ters gitmesine benim yaptığım bir şey sebep olmalı.” Mizojinist, şunu bırakırsanız, bunu değiştirirseniz, şöyle olursanız ya da böyle olmazsanız, size her zaman iyi davranacağını hatırla-tarak bu inancı pekiştirir. Bu, çok tehlikeli bir düşünce tarzıdır.
Kişilik bozukluğu olan insanların suçluluk, pişmanlık ya da kaygı kapasiteleri çok azdır. Bu duygular rahatsız edici olsa da, başkalarıyla etik ve ahlaki etkileşimlerimiz için gereklidir.