Bütün bu yılların sonunda şunu öğrenmişti ki, yapabileceği en doğru şey kendi ruhunu tanımak, ne istediğini bilmek, karar verirken korkusuz olmak ve her bir günü yaşanır kılmaktı.
Yüzyılların tıp bilgeliği şunu gösteriyordu ki; dahiliyeciler her şeyi bilir ama hiçbir şey yapmaz, cerrahlar hiçbir şey bilmez ama her şeyi yapar, pataloglar ise her şeyi bilirdi ama bir gün gecikmeli olarak. Akla gelebilecek en kapsamlı otopsiyi de yapsalar, sonunda ellerine geçecek olan, öncekinden daha fazla soru ve şanslılarsa birkaç değerli cevap olabilirdi ancak.
İşin sırrı, hatıraların hayatın bir zamanlar nasıl güzel olduğunu hatırlatmasından çok, istersen bir daha nasıl güzel olabileceğini gösterebilmesindedir.