Bu dünya… Güçlülerin dünyası, arkadaş! Var oluş ritüelimizin temelinde, güçlünün zayıfı yutarak daha da güçlenmesi yatıyor. Buna göğüs germeliyiz. Doğrusu da o zaten. Doğal dünyanın bir kanunu olarak kabul etmeyi öğrenmeliyiz bu gerçeği. Tavşanlar bu ritüelin içindeki rollerini kabul eder ve kurdu güçlü bellerler. Savunma olarak tavşan, kurt yakınındayken sinsileşir, korkaklaşır, atikleşir, kendine delik kazar ve saklanır. Böylece sebat eder ve hayatını sürdürür. Yerini bilir. Kurda asla ve asla meydan okumaz. Akıllılık olur mu hiç öylesi? Söylesene, olur mu?
Tavuk sürüsü, içlerinden birinde kan lekesi gördü mü, hep birlikte onu gagalamaya gider, bildin mi? Gagalarlar, gagalarlar, sonunda tavuğu etiyle, kemiğiyle, tüyüyle lime lime ederler. Tabii o arbedede sürüden başka tavuklara da kan sıçrar. Haydi bakalım, bu defa sıra onlarda. Yenileri lekelenince, bu defa onlar ölene dek gagalanır. Bu iş böyle sürer gider. Bir gagalama şenliği, birkaç saat içinde bütün sürünün yok olmasıyla sonuçlanabilir ahbap, gördüm öylesini. Aklın almaz manzarayı. Bunu önlemenin de -tavuklarda- tek bir yolu vardır, göremesinler diye gözlerini bağlamak.