Hiçbir şey, bizi görmediğini ya da bizim gördüğümüzü görmediğini anladığımız, boş bakan bir çift gözden daha çok huzursuzluk verip allak bullak edemez bizi.
Eğer başkalarının bakışları, gördüğümüz şeye ait bir gerçeklik oluşturduğumuz sırada yardımımıza koşmazsa gözlerimiz ne gördüklerini bilemezler ve bilincimiz kaybolur; zira kendimize ait en mahrem şeyimiz olarak bildiğimiz bilinç, aslında içimizdeki başkaları demektir ve işte bu yüzden kendimizi yalnız hissedemeyiz.
Gel gelelim ben hem kendimi hem de sizi sürekli inşa ediyorum ve emin olun siz de aynısını yapıyorsunuz. Ve bu inşaat, duygularımızın malzemesi ufalanıncaya, irademizin çimentosu bitinceye kadar sürüyor. Herkesin size neden iradenizde kararlı ve duygularınızda tutarlı olmanızı var güçleriyle öğütleyip durduklarını sanıyordunuz ki? İrademizle az da olsa bir sendeleme, duygularımızda az da olsa bir bocalama ya da minicik bir değişim mi gözlendi? O halde elveda gerçekliğimiz! Gerçeklik sandığımız şeyin, bizim yanılsamamızdan başka bir şey olmadığını bir anda fark ediveririz.