İlişkideki iki kişi, biribirlerinden birşeyler beklerler, isterler, umarlar: bunların amaçlanması kişilerden birinden kaynaklanır; yerine getirilmesi ise onu öbürünün gerçekleştirmesini gerektirir. Bu iki uç arasında da çeşitli eylem biçimleri oluşur:-
Zorlama, yalvarma, talep etme, rica etme, tehdit etme, yumuşatma, çaresiz bırakma, ikna etme, tepesini attırma, vb...
Bütün bunlar, kişilerden birinin, öteki kişi üzerinde bulunduğu eylemlerdir -- yani egemenlik kurma, giderek, baskı biçimleri...
Bunlara ilişkide yer olmaması gerektiği şuradan belli ki, bütün bu eylemler tek yönlüdür; karşılıklı, değil : kişilerden birinden öbürüne yönelik onu, 'nesne edinen' eylemler...
Öteki taraftan alırsak:-
Kişilerden biri, bu kez, öteki kişinin kendisinden beklediği, istediği, umduğu birşeyi, 'benimseye'bilir: onun baskısı olmaksızın, bunu yerine getirebilir -- ama, bu da bir 'kabullenme', 'razı olma', 'boyuneğme' biçiminde oluşursa, sonuç aynı olur: egemenlik -- yani, ilişkiye en aykırı konum...
İlişki olması; yani, karşılıklılık taşıması için, şöyle birşey gerekli galiba:-
Kişilerden birinin, öteki kişinin beklediğini, istediğini, umduğunu, o hiç beklemezken, istememişken, ummazken, gerçekleştirmesi — kendiliğinden, ve, onun için:-
Bir armağan, işte—