~Dorian Gray'in Portresi
Herkesin çooook severek okuduğu ve fav kitabı olan o roman için inceleme yazmazsam olmazdı :) Son zamanlarda okuduğum en etkileyici klasiklerden biri oldu diyebilirim. Kitap, genç ve çok yakışıklı olan Dorian Gray'in, ressam Basil Hallward tarafından portresinin yapılmasıyla başlıyor. Dorian, güzelliğini ve gençliğini kaybetmek istemediği için bir dilekte bulunuyor; kendisi hep genç kalırken yaşlanmanın ve yaptığı kötülüklerin izlerini portresinin taşımasını istiyor (tabiii nereden bilsin bu dileğinin gereçekleşeceğini). Hikâyenin en ilgi çekici yanı da bu noktadan sonra başlıyor diyebiliriz.
Dorian, Lord Henry'nin etkisiyle hayatını sadece zevk ve eğlence üzerine kurmaya başlıyor. Henry’nin okuması için verdiği kitap bu konuda onu oldukça etkiliyo. Özellikle oyuncu Sibyl Vane ile yaşadığı ilişki ve sonrasında ona karşı acımasız davranması (aşırı sinir bozucu bir durumdu halbuki kızın tek suçu onu sevmekti), karakterindeki değişimi açıkça gösteriyor. Sibyl'in başına gelenler, Dorian'ın portresinde ilk değişikliklerin görülmesine neden oluyor ve bu olay hikâyenin dönüm noktalarından biri oluyor.
Kitap ilerledikçe Dorian giderek daha bencil ve vicdansız birine dönüşüyor. Buna rağmen dış görünüşü hiç değişmiyor. Hep portresinin çizildiği yaşında kalıyor. Yıllar boyunca yaptığı hatalar ve işlediği kötülükler yalnızca portresine yansıyor. Bu yüzden Dorian portresini herkesten saklayıp onunla yüzleşmekten korkuyor. Çünkü portre aslında onun gerçek karakterini ve iç dünyasını temsil ediyor. Anlık bir cinnetle Basil’i öldürmesi de cabası. En sonunda da tüm acılarına son vermek için kendini öldürüyor. Buna pekala beklenilen bir son diyebiliriz.
Genel olarak toparlamak gerekirse bu kitapta dış görünüşün geçici olduğunu, insanın karakterinin ve
ilk başta bu kadar uzun ne olabilir diyorsun ama bitince keşke daha uzun olaydı diyesim geldi… karakterler çooook şirindi huysuz X gün ışığı ve fake dating olayını seviyorum ne diyim yani ve her ikisi de birbiri için çabalaması hareketleri düşünceleri çok güzeldi… ve omegaverseti????? daha ne istiyim ayol???? umarım onların istediği ve inanadığı gibi her evrende mutlu olurlar ve bende Fu rangyi gibi bir koca bulurum :))))
Seni hiç unutmayacağım Edmond Dantes en çooook sevdiğim roman karakterlerinden biri de sen oldun iyi ki tanıştım seninle iyi ki… hala okumayan varsa hemen başlayın
ÇOOOOK KÖTÜ VE KORKUNÇ
NİYE OKUDUM HİÇ BİLMİYORUM
Tiksindiğimi hissettim ama kendimi zorlayıp okudum o kadar saçma ki yani adelinein aptalleğı beni rahatsız etti
Merhabalarr,
Baştan uyarıyorum spoilerlı bir yorum olacak. Kitabı çooook sevmiştim ta ki son 100 sayfasına kadar. Hatta erkek karakter tam benim sevdiğim bir karakterdeydi, favorilerim arasına giriyordu. Ama kitabın sonlarında doğru yaşanan bir olayda dediği şeyler beni şoka uğrattı. Neyse olumsuz şeylerle başlamayalım, olumlu kısımlarını söylersek gerçekten de nefretten-aşka ve slow-burn temasını dibine kadar hissettirdi. Diğer nefretten aşkalar çok kısa sürüyor ve hızlı gelişiyordu ama bu kitapta ilk 100 sayfada neredeyse sadece birbirlerine laf sokmaklarını okumakla geçti. Hatta bir an dedim ki ee bunlar heralde hiç hislerini minicik de olsa belli etmeyecekler. Ama sonra hikaye yavaş yavaş çözülmeye başladı. Bize o romantizmi çok yavaş yavaş verdi yazar ve ben buna bayıldım.
Rosie ve Aiden üniversitede yazarlık dersleri alıyorlardır ve Rosie romantik kitaplar yazarken Aiden edebi kurgular yazmaktadır ve mutsuz sonları sevmektedir. Derslerde herkes yazdığı hikayeleri okur ve diğer öğrenciler sırayla eleştri yaparlar ama Rosie ve Aiden’in birbirlerine yaptıkları eleştiriler çok sert ve sınıfın huzurunu bozacak düzeyde olunca profesörleri dersin huzurunu bozdukları için onları dersten çıkarmak ister. Derse devam etmeleri için de bir şartı vardır: beraber kitap yazmaları.
Ve beraber bir kitap yazmaya başlarlar ve aslında yazdıkları karakterler kendileridir. Bu karakter aracılığıyla hislerini dile getirirler. Özellikle profesörün beraber bir randevuya çıkmalısınız böylece karakterler daha gerçekçi olur tavsiyesinden sonra randevuya çıkarlar ve benim için hikaye orada başladı.
Şimdi kitapla ilgili o kadar fazla artı sayacağım ki.
1. Randevu için Rosie’i güzel bir restorana götürmek isteyen Aiden anlaşamadığı babasından yardım ister ve sonrasında babasıyla görüşmek
Ah çooook güzeldi Bir süre Kore edebiyatından eserler okuyunca biraz önyargıyla başlatmıştım ama çok severek okudum. Koli ya da diğer adıyla Bro-koli Koli bir Humanoid jokey yani robot jokey. Today de atımız. Koli diğer humanoidlerden farklı çünkü oluşturulurken yazılım hatası yapılmış. Bir insan gibi nefes alıp duygu taşımasa da titreşimlerden çıkarımlarda bulunabiliyor. Hikayemiz Attan düşen jokey in parçasının bozulması ve parçalanmak üzere samanlılara beklerken bir kızın onu görmesiyle başlıyor. Kızımız da tesadüf odur ki küçüklüğünden beri robotlara karşı çok ilgili. Herkesin birbirine faydasının dokunduğu,fedakarlığın,aile kavramının,özlemin ,özgürlüğün,durup yavaşlamanın çok güzel anlatıldığı bir kitap
Binlerce MaviCheon Seon-Ran · Yuzu Kitap · 2025719 okunma