Seni hiç unutmayacağım Edmond Dantes en çooook sevdiğim roman karakterlerinden biri de sen oldun iyi ki tanıştım seninle iyi ki… hala okumayan varsa hemen başlayın
ÇOOOOK KÖTÜ VE KORKUNÇ
NİYE OKUDUM HİÇ BİLMİYORUM
Tiksindiğimi hissettim ama kendimi zorlayıp okudum o kadar saçma ki yani adelinein aptalleğı beni rahatsız etti
Merhabalarr,
Baştan uyarıyorum spoilerlı bir yorum olacak. Kitabı çooook sevmiştim ta ki son 100 sayfasına kadar. Hatta erkek karakter tam benim sevdiğim bir karakterdeydi, favorilerim arasına giriyordu. Ama kitabın sonlarında doğru yaşanan bir olayda dediği şeyler beni şoka uğrattı. Neyse olumsuz şeylerle başlamayalım, olumlu kısımlarını söylersek gerçekten de nefretten-aşka ve slow-burn temasını dibine kadar hissettirdi. Diğer nefretten aşkalar çok kısa sürüyor ve hızlı gelişiyordu ama bu kitapta ilk 100 sayfada neredeyse sadece birbirlerine laf sokmaklarını okumakla geçti. Hatta bir an dedim ki ee bunlar heralde hiç hislerini minicik de olsa belli etmeyecekler. Ama sonra hikaye yavaş yavaş çözülmeye başladı. Bize o romantizmi çok yavaş yavaş verdi yazar ve ben buna bayıldım.
Rosie ve Aiden üniversitede yazarlık dersleri alıyorlardır ve Rosie romantik kitaplar yazarken Aiden edebi kurgular yazmaktadır ve mutsuz sonları sevmektedir. Derslerde herkes yazdığı hikayeleri okur ve diğer öğrenciler sırayla eleştri yaparlar ama Rosie ve Aiden’in birbirlerine yaptıkları eleştiriler çok sert ve sınıfın huzurunu bozacak düzeyde olunca profesörleri dersin huzurunu bozdukları için onları dersten çıkarmak ister. Derse devam etmeleri için de bir şartı vardır: beraber kitap yazmaları.
Ve beraber bir kitap yazmaya başlarlar ve aslında yazdıkları karakterler kendileridir. Bu karakter aracılığıyla hislerini dile getirirler. Özellikle profesörün beraber bir randevuya çıkmalısınız böylece karakterler daha gerçekçi olur tavsiyesinden sonra randevuya çıkarlar ve benim için hikaye orada başladı.
Şimdi kitapla ilgili o kadar fazla artı sayacağım ki.
1. Randevu için Rosie’i güzel bir restorana götürmek isteyen Aiden anlaşamadığı babasından yardım ister ve sonrasında babasıyla görüşmek
Ah çooook güzeldi Bir süre Kore edebiyatından eserler okuyunca biraz önyargıyla başlatmıştım ama çok severek okudum. Koli ya da diğer adıyla Bro-koli Koli bir Humanoid jokey yani robot jokey. Today de atımız. Koli diğer humanoidlerden farklı çünkü oluşturulurken yazılım hatası yapılmış. Bir insan gibi nefes alıp duygu taşımasa da titreşimlerden çıkarımlarda bulunabiliyor. Hikayemiz Attan düşen jokey in parçasının bozulması ve parçalanmak üzere samanlılara beklerken bir kızın onu görmesiyle başlıyor. Kızımız da tesadüf odur ki küçüklüğünden beri robotlara karşı çok ilgili. Herkesin birbirine faydasının dokunduğu,fedakarlığın,aile kavramının,özlemin ,özgürlüğün,durup yavaşlamanın çok güzel anlatıldığı bir kitap
Binlerce MaviCheon Seon-Ran · Yuzu Kitap · 2025706 okunma
Seda Lena // Sis Ve Tılsım II
Herkese iyi akşamlaaaaarrrr. bu akşam haaaaarika bir fantastik önerisi var. Sis ve Tılsım serisinin ikinci kitabından bahsedeceğim sizlere. Devam kitabı olduğu için azıcık dikkat etmeye çalışacağım elbette.
İlk kitap çooook fena bir yerde bitmiş, elimiz kalbimizde ikinci kitabın gelmesini beklemiştik ya. Heh işte o finalle yarışacak bir son okuduk bu kitapta. Bu sefer üçüncü kitap alıntısı da kurtaramadı bizi
İlk kitabın sonunda leydimiz Larina çok fena şeyler görmüştü ama ikinci kitapta bunun aslında gerçek olmadığını öğrendik. As Valor Jarlan tüm heybetiyle çıkıyor Larina'nın karşısına, Larina gözlerine inanamıyor. Sonra birbirlerine yapışık halde yaşamaya başlıyorlar bir süre. As için Larina'dan önemlisi yok. Halkı için gözünü kırpmadan canını verir ama Larina'ya gelecek en ufak bir zarar için herkesi sarıp yok edebilir. Direnişin birinci mahzenindekiler de dahil buna. Büyücü Yeirs Larina'nın anılarına girip kaçırılan bir arkadaşlarının yerini öğrenmek isterken Larina onun anılarına giriyor, hem de ne yapacağına dair hiçbir bilgisi olmamasına rağmen. Yine yanlışlıkla aradıkları bilgiyi buluyor ama kendisiyle birlikte kardeşinin de bu dünyaya düştüğünü görüyor Larina. kardeşi henüz 5-6 yaşlarında, dillerini bilmediği bir dünyanın içine düşmüş, burada dayak yediğini görüyor ve uyanır uyanmaz Yeirs'e saldırıyor. Yeirs prensin emriyle direnişten atılıyor. Larina içindeki vayemlerin güçlerini öğreniyor yavaş yavaş. Sonra balolar, kanlı savaşlar, As'ın sol gözünün altına kondurduğu öpücük, öpücüğün ardından birbirlerinin ruhlarına kusursuz uyan bir çift olmaları ve bunun ilanı, çoook büyük bir savaş, katliam, ay bir sürü şeyler bir sürü. Vayemler önemli arkadaşlar. Ama aşk da önemli, aşkını korumaya çalışırken söylenen yalanlar da...
Ben
Tılsım ve Sis 2Seda Lena · Guardian Yayınları · 202616 okunma
Merhabalar efendim,bugün okuması benim için çok zor olan bir kitabın incelemesi ile geldim size.İtiraf etmeliyim ki kitabın ilk sayfalarından itibaren belliydi benim buna inceleme yazacağım.Nedenini inceleme içerisinde açıklamış bulunacağım zaten,o hâlde bölumlerimizi tanıtmaya geçelim,isteyen istediği adrese yönelsin
1.BÖLÜM:Neden Bu Kitap?
2.BÖLÜM:Kitaba dair az buz spoiler içerebilen yorumlarım
3.BÖLÜM:Elçiye zeval olmaz mı?
4.BÖLÜM:Kapanış
1.BÖLÜM
Sudenaz birçok türde kitap okumayı sever,hatta buna özellikle dikkat eder.Yani aslında dönüp "Sudenaz bunu okumaz ki" diyebileceğimiz kitap sayısı oldukça azdır.Bu kitaba gelirsek...Bu kitapla herhalde yan komşumuz,biricik ablam,yağlamaya fısıldayan kadın olmasaydı baksam da görmeyip diğer kitaplarla ilgileneceğim bir kitap olurdu.Geçen sene bu zamanlar ona okuduğum kitaptan,kitaptaki sömürgeden bahsetmiştim.O da "aaa demek bu konulara ilgilisin,o zaman bunu çok beğenirsin" dediydi.Alış,o alış.
2.BÖLÜM
Genelde bu bölüme içten içe bir sevinçle gelirim,"hadi yazalım bakalım kıvamında" fakat buna...buna yorum yazmak o kadar zor ki.Karşımda bir arkadaşım olsa ve ona anlatsam çok kolay olurdu halbuki.Çünkü yapacağım şey ağzıma geleni söylemek " ha bir de..şu vardı" diyip örneklendirmek olurdu.Kesinlikle kafa karıştırıcı ama sohbet için garipsenmez,hatta arkadaşımın anlık tepkileriyle güzel bir diyalog olurdu.Velhasıl şu an yazacaklarım oldukça karışık ve hebele hübele sinirden ne diyeceğini şaşırmış vaziyette gelebilir.Beni okurken en çok zorlayan bu olayın gerçek hikâye olarak aktarılması.Zorlandığım kısımlarda tabii ki sömurgenin vahşeti ve gerçeği var fakat ondan ziyade neyin ne kadar gerçek olduğunu bilmememden kaynaklanıyor.Belki karakterler gerçektir fakat o diyaloglar,o betimlemeler...Aman Allah,bu konuda akıllara