"Onun sesini dinlemek, söyleyen dudaklarını, gecenin içinde parıldayan elâ gözlerini görmek öyle bir saadetti ki,genç adam bir şey düşünmüyor, hatta onun başkasının karısı olduğunu, bu saadetin bir ay, bir buçuk ay sonra yeniden rüya olacağını bile aklına getirmiyor. "
"Kâmran, hafifçe sallandı, güzel bir rüyayı kaybetmekten korkanlar gibi bir an gözlerini yumdu, yanında dayanacak bir yer aradı.Birbirlerine söyleyecek söz bulamıyorlar, sadece titreye tireye bakışıyorlar, dudaklarıyla birbirlerine gülümsemeye çalışırken gözleri yaşlarla perdeleniyordu. "
"Bak, bugün kim geldi Kâmran, dedi.Kâmran, hayretle başını çevirdi, iç kapıdaki fenerden süzülüp gelen mavimsi aydınlığın içinde, ta yakında Feride'nin elâ gözlerini gördü. Bebeklerinde birer mavi yıldız parlayan bu gözler gülüyor, biraz solgun ve süzgün görünen bu güzel yüz gülüyor, Feride -altı seneden beri hayalperest gözlerini her yumdukça gördüğü gibi- ta yakınında, kalbinin içinde gülüyordu. "
"Kâmran, acı bir gülümsemeyle başını salladı:O cihetten müsterih olunuz enişte. Feride, iki seneden beri çok bahtiyarmış, gözüyle görenlerden işittim. Kocası ihtiyar, fakat zengin bir doktormuş."