Ben hep tarihe ilgili biriydim.Özellikle yakın tarihe ilgim daha fazla.Çocukların siyasi olaylara kurban edildiği her zulme davacıyım.Birinin,bir zümrenin dikkatini çekmek için bu yolda harcanmamalı...
Bir gün bir belgesel izledim ve hayatımın diğer hayatlardan ne kadar üstün olduğunu anladım.Bu iyi bir şey değil.Hiç beğenmediğimiz kıyafetler,yemekler ,evleri bile yana yakıla arayanlar var.Hiç böyle düşünmezdim.Ya annemin verdiği harçlığı beğenmezdim ya da babamın öfkesini anlayamazdım.Ben de bugün öfkeliyim.Zulme,haksızlığa,cinayete,siyasete,politika uğruna toprak atılan bedenlere ben de öfkeliyim.Türkiye’yi ilk suriye göçü olduğu zaman hiç onları bizimle aynı hizada görmedik.Hep alttaydılar.Hiç eğilmedik.Hiç düşündük mü bizim ülkemizde savaş çıkar mı diye? Düşünmeyiz ki biz.
Bir fotoğraf gördüm:8 yaşındaki bir çocuğun elinde keleş.O daha çocuk.Hiç kimsenin oyuncağı değil.Ama onun oyuncakları olabilirdi.O silahın içinde merminin yerine su olabilirdi.
Belgeselde suriye karışıklığının nasıl başladığını anlatıyordu.Belgesel dedim ya...her şey tüm acısıyla gerçek.Bir bombanın kaç ocak söndürdüğü ,kaç ağaç öldürdüğü hesaplanmıyor tabi.
Belgeselde 3 çocuk var,annesi babası ölmüş.Küçük kardeşleri göçük altında kalıyor ve kardeşleri de onu hastaneye götürüyor.Hastane kalabalık,hastane kan içinde...Çocuğa yerde müdahale ediyorlar,sonra da bir örtüye sarıp çocuklara açıklama yapamadan kucaklarına bırakıyorlar.Kaç hayat sığar ki o ellere? Kaç kere kardeşiniz öldü ki sizin?
Ölüm onlara bir nefes kadar yakın ama korkmuyorlar.
Biz mesela denizde fazla yanmaktan korkarız,bayat yemekten korkarız,bugün nasıl gözüküyorum diye içimizde korkuyla çıkarız ama ölmek aklımızdan bile geçmez.
Ben böyle düşünürken bir yaratıcı olduğu gelir aklıma.Neden çocuklar ? Neden hep zalimler? hep sorarım