Kabul etmeyi uygulayacağım. Bugün tüm insan, durum, koşul ve olayları olduğu gibi kabul edeceğim. Biliyorum ki şu an olması gerektiği gibi, çünkü tüm evren olması gerektiği gibi. Şu anla mücadele etmeyerek tüm evrenle de mücadele etmemeyi seçiyorum. Kabul edişim tam ve bütündür. Her şeyi şu an olduğu haliyle kabul ediyorum, olmalarını istediğim gibi değil.
Gerçeği algılama şeklimiz, bildiklerimizle çok yakından alakalı olabilir mi? Bir şeyi önce görüyor, sonra hafızamızın aynasında canlandırıyoruz. Örneğin bu masaya bak. Masanın görüntüsü önce gözbebeğimize sonra da beynimize ulaşıyor. Bunu bir masa addetmek için ona gerekli bilgiyi ilave ediyoruz. Masayı gördüğümüz an ile onu idrak ettiğimiz an arasında belli bir süre geçiyor. Kısacası algıladığımız şey, doğrudan masa değil; bizim kendi yorumumuz."
Zaman geçtikçe, bir başına kalmanın, bir başına halletmek zorunda olmanın bir eksiklik değil, aynı zamanda güçlülük olduğunu öğrendim. İnsan bir başına kaldığı zaman, kendini duymaya başlıyor.