Veba: Kötülüğün Karşısında İnsan Kalabilmek
8/10
·304 syf.··
2026 32. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 19:48
Albert Camus'nün Veba romanı ilk bakışta bir salgın hikâyesi gibi görünür. Oysa romanın asıl konusu hastalık değil, insanın kötülük karşısındaki tutumudur. Camus, Oran kentini veba mikrobu ile kuşatırken aslında insanlık tarihini kuşatan daha büyük bir sorunun peşindedir. İnsan, yenemeyeceğini bildiği bir kötülüğe karşı neden mücadele eder? Romanın gücü de zayıflığı da bu sorunun etrafında şekillenir. Camus'nün dünyasında kötülük istisnai bir durum değildir. Veba yalnızca bir hastalık değildir. Savaş, baskı, fanatizm, ideolojik körlük ve insanın insana uyguladığı her türlü tahakkümün simgesidir. Romanın sonunda doktor Rieux'nün söylediği gibi, veba mikrobu hiçbir zaman tamamen ölmez. Bu düşünce yalnızca biyolojik bir gerçeği değil, insanlık durumunu anlatır. Kötülük her zaman geri dönebilir. Bu noktada Camus'nün çağdaşlarından ayrıldığı görülür. O, tarihi nihai bir kurtuluşa doğru ilerleyen bir süreç olarak görmez. Ne dinî kurtuluş vaadine ne de siyasi ütopyalara güvenir. Çünkü ona göre insanlık tarihi, iyiliğin kesin zaferlerinden çok, kötülüğün tekrar tekrar farklı biçimlerde ortaya çıkışlarının tarihidir. Ancak Camus'nün karamsarlığı umutsuzluğa dönüşmez. Veba'nın merkezindeki asıl fikir, kötülüğün varlığı değil, ona rağmen insan kalabilme çabasıdır. Doktor Rieux'nün kahramanlığı burada ortaya çıkar. O ne bir azizdir ne de bir devrimci. Dünyayı kurtaracağını düşünmez. Sadece ölen insanların yanında durur. Camus'nün ahlakı tam da burada şekillenir. İnsanlık, büyük ideallerden önce başkalarının acısını azaltma sorumluluğudur. Bu yaklaşım günümüzde de son derece değerlidir. Çünkü modern insan çoğu zaman büyük davaların peşinde koşarken somut insanı unutabilmektedir. Adalet adına baskı, özgürlük adına şiddet veya kutsal değerler adına dışlama üretebilmektedir.
VebaAlbert Camus · Can Yayınları · 202424,6bin okunma
5/10
·304 syf.··
2025 28. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 14 Aralık 2025 15:59
Roman, 1940'lı yıllarda Cezayir'in Akdeniz kıyısındaki sıradan bir Fransız vilayeti olan Oran kentinde geçiyor. Bir sabah, ölü farelerin ortaya çıkmasıyla başlayan olaylar zinciri, kısa sürede insanlara yayılan ve yüksek ölüm oranlarına sahip bir salgına dönüşür. Kent yönetimi, durumu başta inkar etse de, salgının hızla yayılmasıyla şehir karantinaya alınır, kapıları dış dünyaya kapatılır. Hikâye, salgının başlamasından sona ermesine kadar geçen bu karantina sürecini, kent halkının ve farklı karakterlerin değişen psikolojisini ve mücadelelerini anlatır. Anlatıcı, olayları nesnel bir "vakanüvis" üslubuyla aktarır, ancak kimliği ancak romanın sonunda açıklanır. Veba, insanlık durumunu, felaket karşısındaki ahlaki seçimleri ve dayanışmanın gücünü olağanüstü bir derinlikle inceler. Simgesel anlatımı, romanın yazıldığı dönemdeki politik olaylardan (Nazi işgali) günümüzdeki pandemilere kadar (COVID-19 salgını döneminde tekrar gündeme gelmesi gibi) her dönemin ve evrensel felaketinin izlerini taşımasına olanak tanır. Albert Camus'un daha önce Yabancı isimli kitabını okuyup diğer okuyucuların aksine ben beğenememiştim bir insan bu kadar "yabancılaşamaz" diye nitelendirmiştim bu kitabında ise yine bir yabancılaşma söz konusu doktor istediği olanığı kendine tanıtır ve şehirden çıkabilir yahut hasta olarak başka şehre gönderiği eşi ile haberleşebilir fakat kitabın sonuna kadar eşinin yanınangitmeyi tercih etmiyor kitabın sonunda bir telgraf çekiyor onunda akıbetini okuyucuya açıklamıyor. Hep bir arada oldukları Cottard tam hastalık bitti derken deliriyor, silahı ile sağa sola hatta ona karşı koymak onu durdurmak için gelen memurlara ve yolda gezen köpeğe ateş açıyor orada bulunan dostları doktor Rieux ve Grand onu durdurmak için seslenme veya yanına gitme teşebbüsünde bile
1000Kitap
VebaAlbert Camus · Can Yayınları · 202424,6bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·303 syf.··
Beğendi
·
2025 59. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 02 Ekim 2025 14:21
Albert Camus • Dogum: 1913 Mondovi - o dönem Fransiz Cezayiri) • Olüm: 1960, Villeblevin, Fransa - bir trafik kazasinda Eser yayin tarihi : 1947 Veba’da Camus’nun insan ruhunu çok derinlemesine gözlemler. Roman, Cezayir’in Oran kentinde geçer. Bir gün kentte fareler ölmeye başlar; ardından insanlarda da gizemli bir salgın baş gösterir. Bu, vebadır — ölüm hızla yayılır, şehir karantinaya alınır. Ana karakter Dr. Bernard Rieux, salgına karşı mücadele eden bir hekimdir. Yanında Tarrou, Rambert, Grand, Paneloux gibi farklı kişilikler vardır. Herkes bu felaket karşısında kendi vicdanıyla yüzleşir: kimisi Tanrı’ya sığınır, kimisi kaçmak ister, kimisi dayanışmayı seçer. Aylar süren korku, yalnızlık, açlık ve ölümlerden sonra salgın yavaşça çekilir. Ama Rieux, asıl vebanın mikrop değil, insanlardaki kayıtsızlık ve bencillik olduğunu anlar. Romanın sonunda, veba sona ermiş gibi görünse de Rieux şöyle düşünür: “Veba mikrobu asla ölmez, sadece uykuya yatar.” Camus’nün ana fikri, yaşamın anlamsızlığı karşısında bile insanın ahlaki bir sorumluluk taşıması gerektiğidir. “Absürd” bir dünyada, insanın anlamı eylem ve dayanışma yaratmasında yatar. Karakterler Dr. Bernard Rieux Romanın başkahramanı ve anlatıcısıdır. Cezayir’in Oran kentinde görevli bir doktordur. Veba salgını boyunca hem mesleki hem insani bir sorumlulukla mücadele eder. Olaya duygusallıktan çok akılcı ve insancıl bir tavırla yaklaşır. Romanın sonunda anlatıcı olduğunu da öğreniriz.
VebaAlbert Camus · Can Yayınları · 202024,6bin okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2025 13. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 30 Haziran 2025 00:00
Serinin ilk kitabında, yazarın kendi hayatını okudum; insan ruhunu ve sıradan alışkanlıkların insan üzerinde bıraktığı derin izleri gözlemledim. Küçük gibi görünen detayların hafıza ile nasıl bağ kurduğunu, üzerinden zaman geçse de o detaylar sayesinde hatırlanabildiğini uzun uzun anlatıyor. Kitap, yazarın gençlik yıllarından başlıyor. Önceleri kolayca uykuya daldığı ama son zamanlarda uyumakta zorlandığı anlardan yola çıkarak geçmiş anılarını hatırlamaya başlıyor. Bu anıları bazen bir tat, bazen bir yol gibi küçük ipuçlarıyla anımsıyor. Anlatıcı, annesine duyduğu sevgiyi ve çocukken ondan ayrı kalma korkusunu bize hissettiriyor. Babasının baskısıyla yemek masasından erken kalkmak zorunda kalması gibi küçük olaylar bile onun dünyasında derin yankılar bırakıyor. Kitap boyunca, anlatıcının gözlemleri aracılığıyla hem toplumsal sınıfları hem de insan ilişkilerini inceliyoruz. M. Swann (Charles Swann) Swann, anlatıcının ailesinin akşam yemeğine katılan zengin ve kültürlü bir dostudur. Başkaları için seçkin bir Parisli olsa da, kendi içinde Odette de Crécy’ye olan takıntılı aşkının esiridir. Onun aşkı başlangıçta sıradan görünse de zamanla, toplumsal çevresinden dışlanmasına yol açan bir saplantıya dönüşür. Françoise Anlatıcının ailesinin sadık hizmetçisidir. Önce halasına hizmet eder, sonra aileye geçer. Taşralı ve geleneklerine bağlıdır. Çocukluk dünyasında güven duygusunu simgeler ama aynı zamanda sınıf farkını da gösterir. Evdeki yeni yemek alışkanlıklarını veya misafirleri sık sık eleştirir. Méséglise Anlatıcının çocukluk yürüyüş yollarından biridir, Swann’ların tarafı olarak bilinir. Bu yol, hem aşkın hem de geçmişe özlemin simgesidir. Anlatıcı burada Gilberte Swann’a duyduğu ilk çocukluk aşkını hayal eder. Guermantes Fransa’nın eski soylu
Swann'ların TarafıMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20255,3bin okunma
Mösyo Othon
Puan vermedi·304 syf.·
2025 2. kitabı
Bu süre içinde kenti çevreleyen tüm banliyölerde çarşıya pazara ilkbahar geliyordu. Binlerce gül kaldırımlar boyunca satıcıların sepetlerinde soluyordu, iç bayıcı kokuları tüm kente dalga dalga yayılıyordu. Tramvaylar işe gidiş ve işten çıkış saatlerinde yine kalabalık gün içinde de boş ve pisti. Tarrou yaşlı adamcağızı gözlemliyordu, yaşlı adamcağız da kedilerin üzerine tükürüyordu. Grand her akşam gizemli çalışması için evine dönüyordu. Cottard gidip geliyor ve sorgu yargıcı Mösyö Othon hala cins hayvanlarla yaşamını sürdürüyordu. Yaşlı astım hastası bezelyeleri kaseden kaseye aktarıyordu ve bazen sakin ve ilgili havasıyla gazeteci Rampbert'e rastlanıyordu. Akşam aynı kalabalık sokakları dolduruyordu ve sinemaların önünde kuyruklar uzuyordu. Zaten salgın biraz geriler gibi oldu ve birkaç gün boyunca yalnızca 10 kadar ölü kaydedildi. Sonra birdenbire sayı ok gibi yükseldi ölü sayısı yeniden 30'a ulaştığı gün, Rieux valinin uzattığı resmi yazıya bakıyordu "korktular" diyordu vali. Telgrafta şöyle deniyordu : -"Veba durumunu ilan edin, kenti kapatın!" ( sy. 70)
VebaAlbert Camus · Can Yayınları · 202424,6bin okunma
Puan vermedi·303 syf.··
2025 49. kitabı
ALBERT CAMUS’UN VEBA ESERİ ÜZERİNE BİR İRDELEME Çağımıza dokunan, çağımızın olgularını felsefi ve edebi düzlemde yansıtan bir eser olarak Albert Camus’un Veba isimli romanı bir salgından, hastalıktan, ölümden ve acıdan çok daha fazlasını bize olağanüstü bir bakış açısı ve dille yansıtmayı başarıyor. Zira elbette yaşamımızda yerini bulan, mutsuzluğun ve umutsuzluğun kendisi bize yakındır hatta fazlasıyla tüketilmiştir de… Ancak Veba’da Camus tüm bu nesnel gerçekliği sanatsal ve felsefi bir düzlemde yansıtarak ona bir renk veriyor ve bununla gerçeği yeniden üretiyor adeta. Yoksa herkes sefaletin notlarını düşebilir, güncesini yazabilir ama herkes onu böylesine bir kurgu ile dönüştürmeyi başaramaz. Eserin sonlarına doğru öğrendiğimiz üzere(ama yanı zamanda hep hissettirdiği gibi) roman bir karakterin anlatısıyla vücut buluyor ve bu karakter Doktor Bernard Riexus. Roman onla başlıyor ama sıradan bir roman gibi salt onun dünyasıyla devam etmiyor. Çünkü Riexus da dâhil olmak üzere tüm kenti etkisi altına alan salgın, herkesin kendi yaşamını bir süreliğine de olsa acı sonuçlarıyla, ölümlerle ertelemeyi zorunlu kılıyor. Sıçanların devasa bir biçimde yayılmasıyla gerçeğin tuhaf ve beklenmedik doğası ile karşılaşan kent, birden salgının yayılmasıyla büyük bir başkalaşım geçiriyor. Değişim ani olsa da hemen kabul ettirmiyor kendisini. İnsanlar her zaman ani gelişen değişimler karşısında garip tutumlar sergilemişlerdir. Romanın geçtiği kent olan Oran da Camus’un vurguladığı gibi sıradan bir yerdir. Öyle bekleneceği gibi marjinal insanlarla dolu değildir ancak romanın birçok karakteri son derece sıradışı niteliklere ve yaşam öykülerine sahiptir. Normal ve dışına çıkılması çok da tahayyül edilmeyen bir yaşam sürenlerse genel olarak kenttir, romanın ana karakterleri değil. Bir
VebaAlbert Camus · Can Yayınları · 202024,6bin okunma